HACCIN ÖNEMİ


İslam’ın beş temel esasından biri olan hac; İslam’ın ev­renselliğini, birlik ve beraberliğini, ırk, renk, cinsiyet, dil, ülke ve kültür ayırımı yapmadan müminlerin kardeşlik ve eşitliğinin temsil edildiği bir ibadettir.


Haccin yapildigi yerin haritadan görümü       


Haram-Mina 5km Mina -Müzdelife 7km Müzdelife-Arafat 13km-Haram 26km

HAC NEDİR, NASIL YAPILIR?

“Hac” kelimesi sözlükte; saygı duyulan büyük ve önemli bir şeye yönelmek, ziyaret etmek, bir yere gidip gelmek, delil ile galip gelmek anlamlarına gelir. Bir fıkıh terimi olarak; imkanı olan Müslümanların belirlenmiş zaman içinde Kâ’be, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dînî görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek suretiyle yapılan ibadeti ifade eder. (İbn Hümâm, II, 415)


HAC NASIL YAPILIR?

Hac, kefen misali bembeyaz giysiler içinde ahiretteki mahşeri hatırlatan, aynı kıyafet içinde zengin-fakir, şehirli-köylü ayırımını ortadan kaldıran, “ben”liği yıkıp “biz”i öne çıkaran, şeytan taşlama, tavaf ve Sa’y gibi “temsîli” görevlerin îfa edildiği, helal olan bazı şeylerin ihrama girdikten sonra haram kılındığı ve böylece nefis terbiyesi, irade ve sabır eğitiminin yapıldığı, yüz binlerle birlikte Allah’a açılan ellerin boş çevrilmediği, dînî duyguların ihlas ve samimiyetin doruk noktaya çıktığı bir ibadettir.


HACCIN FAZİLETİ


Hac, dünya Müslümanlarının kaynaşmasını, birbirle­rini ve değişik kültürleri tanımalarını sağlar. İslâmî bilinç­lenmeye, imanın aksiyona geçirilmesine, manevî kirlerden arınmaya, gönlü bütün safiyeti ile Yaratan’a açmaya vesile olur.                                                              

“Kim Allah için hacceder de (Allah’ın rızâsına uymayan) kötü söz ve davranışlardan ve Allah’a karşı gelmekten sakınır­sa, (kul hakkı hariç) annesinin onu doğurduğu günkü gibi (gü­nahlarından arınmış olarak hacdandöner.”                                                                                            

“Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın (evinini) ziyaretçileri­dir. Kendisine dua ederlerse dualarına icabet eder, On’dan ba­ğışlanma dilerlerse onları bağışlar” anlamındaki hadislerde de ifade edildiği gibi hacda yapılan dualar ve tövbeler kabul görür. Böylece bu ibadeti îfa edenler, işlemiş oldukları hata ve günahlarından arınarak hayata yeni bir canlılık ve şuurla dönerler.

Hac en fazîletli ibadetlerden biridir. Bir sahâbî,

“Ey Allah’ın Elçisi! En fazîletli amel hangisidir” diye sordu. Hz. Peygamber sav.

“Allah’a imandır” buyurdu. Sahâbî,

“Sonra hangisidir” diye sordu. Hz. Peygamber sav,

“Allah yolunda cihâd etmektir” buyurdu. Sahâbî,

“Sonra hangisidir” diye sordu. Hz. Peygamber sav,

“Makbul bir hacdır” buyurdu.

Peygamberimiz sav in beyanı ile, “Makbul bir haccın mükafatı da ancak cennettir.”

Diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmaktadır:

“Evinden hac veya umre için çıkıp yolda vefat eden bir kimsenin defterine kıyamete kadar (her sene) hac ve umre yapan kimsenin ecri yazılır. Mekke veya Medine’de Ölen bir kimse ne Arasat meydanına getirilir ve ne de hesaba maruz kalır. Kendisine “Haydi cennete gir” denilir.” (Beyhaki- Darekutni)

Ebu Hureyre (r.a.)’ın rivayetine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:                           

“Mebrur (kabul edilmiş) bir hac, dünya ve dünyadaki nesnelerin hepsinden daha hayırlıdır. Mebrur haccm karşılığı ancak cennettir.” (Buhari-Müslim)

Yine Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor:

“Hac ve umre niyetiyle (Mekke’ye) gidenler, Allah’ın misafir ve ziyaretçileridir. Eğer onlar, Allah’tan isterlerse, Allah kendilerine isteklerini verir. Eğer af dilerlerse, Allah onları affeder. Eğer dua ederlerse, dualarını kabul eder. Eğer şefaatte bulunurlarsa, şefaatleri kabul olunur.” (Buhari)


HAC VE UMREYİ ARDI ARDINA YAPMANIN FAZİLETİ

Unutmamak gerekir ki, hayat nîmeti insanoğluna bir defâya mahsus olarak lutfedilmiştir. Ölüm de, Allâh’ın bütün fânîler için zarûrî kıldığı bir kânundur.  Zamanı, dakikası ve nefes sayısına kadar tâyin olunmuş ve hükme bağlanmıştır.


ECEL GELİP ÇATMADAN

Ecelin ileri geri gitmediği, bir an öne alınıp, bir an tehir edilemeyeceği, apaçık bir hakîkattir. Ecelden kaçanların kurtulduklarına dâir bir haber de işitilmemiştir.

Bu yüzden, hac ile mükellef olanlar, bu gerçekleri iyice tefekkür edip bu büyük ibâdete karşı gevşeklik ve ihmâlkârlıktan şiddetle kaçınmalıdırlar. Zîrâ ömür nihâyete erdikten sonra pişmanlığın bir faydası yoktur. O hâlde fırsat elde iken Rabbimizin, üzerimizdeki büyük bir hakkı olan hac ibâdeti husûsunda gaflet göstermemeli, ilk fırsatta bu kulluk borcumuzu edâ etmeliyiz.


İMKÂNI OLUP DA HACCETMEYENE IHTAR

Aksi hâlde Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in ihtârı müthiş ve korkutucudur:

“Bir kimse, yiyecek, içecek ve binecek masraflarına mâlik olup da Beytullâh’a gitmek mümkün iken haccetmezse, onun yahûdî veya hristiyan olarak ölmesine hiçbir mânî yoktur!” (Tirmizî, Hac, 3)

Bu îkâz-ı pey­gam­be­rî, hac­cet­me­nin bü­tün şart­la­rı­nı hâ­iz olup da bu ibâ­de­ti ih­mâl eden­le­rin, dehşetli bir ka­yıp için­de ola­cak­la­rı­nı beyân et­mek­te­dir. Hâl böyle iken, imkânı olan mü’minlerin hac ibâ­de­tin­e bî­gâ­ne kal­ma­la­rı, ne bü­yük bir gaf­lettir!..

İmkânı müsâit olan her mü’minin ömründe bir defâ haccetmesi farzdır. Tekrar tekrar haccetmek ise müstehabdır ve sevâbı çok büyüktür.


HAC VE UMREYİ ARDI ARDINA YAPMANIN FAZİLETİ

Nitekim Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Hac ile umreyi ardı ardına yapmak, ömrü ve rızkı artırır, fakirliği ve günâhı, körüğün demirdeki pası giderdiği gibi giderir.” (Ahmed, III, 446-447)

Yine bir hadîs-i kudsîde de şöyle buyrulmaktadır:

“Allâh Teâlâ buyuruyor: Ben bir kuluma sıhhat ve âfiyet ihsân edip rızkını da bol verdiğim hâlde, o her dört senede bir Bana gelmezse (yâni hac veya umre ziyâretinde bulunmazsa) o kimse gerçekten mahrum biridir.” (Heysemî, III, 206)


HACCIN NÂFİLESİ OLUR MU?

Görüldüğü üzere farz ibâdetler olan namazın, orucun nâfilesi olduğu gibi haccın da nâfilesi vardır. Nâfile yapılan hac ibâdetleri hakkındaki câhilâne tenkitler, -Allâh korusun- ucu küfre sarkan sözlerdir. Bunlar, mesnedsiz cehâlet mütâlaaları olup, îman ve ibâdetin hakîkî hazzından mahrûmiyetin kara ifâdeleridir.


İMAM-I ÂZAM EBÛ HANÎFE HAZRETLERİ 55 KERE HACCETMİŞTİR

Nâfile ibâdetler, asr-ı saâdetten beri büyük bir îman vecdi içinde edâ edilegelmiştir.   Nitekim İmâm-ı Âzam Hazretleri’nin 55 kere haccettiğini söylemek, bu hususta kâfî bir misâl teşkil eder. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri, sayısız talebesi ve birçok meşgalesi bulunmasına rağmen, vaktinin tahminen üçte birini hac seferine tahsis etmişti. O zamanki şartlar altında, deve ile Bağdad’dan Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’yi ziyâret etmenin ne meşakkatli bir sefer olduğunu da tasavvur etmek gerekir. İşte Hak dostları, başka yerlerde bulunmayan o mânevî istifâdeyi Haramey­n’in feyizli iklîminde telâkkî ettiklerinden, her fırsatta hacca gitmeyi ve Rasûlul­lâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ziyâret etmeyi büyük bir ganimet bilmişlerdir.

Zîrâ büyük bir îman heyecanı içinde edâ edilen nâfile ibâdetler, kulu, Allâh’a takarrub (yakınlaşma) tecellîsine mazhar eder. Rûhu derinleştirir. Cenâb-ı Hak, böyle mü’min kullarının gören gözü, işiten kulağı olur. Yâni onların görüşleri, duyuşları, düşünüşleri ve ifâdeleri hep ilâhî nûrun cereyânı hâline gelir.


HACC-I EKBER NEDİR, HANGİ GÜNDÜR?

 Hacc-ı Ekber ve Hacc-ı Asğar ne demektir? Haccı Ekber kaç yılda bir olur? Haccı Ekber hangi gündür?

“Hacc-ı Ekber” ifadesi Kur’an-ı Kerim’de, “Hacc-ı Ekber gününde, Allah ve Resûlü’nden bütün insanlara bir bildiridir.” (Tevbe, 9/3) şeklinde geçmektedir. Bu âyetteki Hacc-ı Ekber’in hangi anlamda olduğu konusunda farklı görüşler vardır. (Kur’an Yolu, II, 724)


HACC-I EKBER VE HACC-I ASĞAR NE DEMEKTİR?

Genel kabul gören görüşe göre, Hac mevsimi dışında Kâbe’ye yapılan ziyarete (umreye) Hacc-ı Asğar; hac mevsiminde yapılan ziyarete de Hacc-ı Ekber denir.


HACC-I EKBER HANGİ GÜNDÜR?

Bayramın birinci gününe de “Hacc-ı Ekber” denilir. (Zeylaî, Tebyîn, II, 33). Hz. Ali (r.a.), “Resûlullah’a el-Haccü’l-Ekber hangi gündür? diye sordum; ‘Bayramın ilk günüdür.’ buyurdular.” Demiştir. (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’an, 10)

Halk arasında ve bazı kaynaklarda arefe günü veya kurban bayramının birinci gününün Cuma’ya rastladığı dönemde yapılan hacca, “Hacc-ı Ekber” denildiğine dair bir anlayış vardır. Ancak bunun güçlü bir dayanağı yoktur.


HACCIN FARZ KILINMASI

Hac ibadeti İslam’ın beş temel esasından biridir. Peki hac ne zaman farz kılındı? Hac Müslümana ne zaman farz olur? Haccın farz oluşu…

Hac ibadeti; hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Farz oluşu Kitap, sünnet ve icmâ-ı ümmet ile sabittir. Haccın farz oluşunun Kur’an’daki delili şu ayetlerdir:

“Gücü yetenlerin haccetmesi Allah’ın insanlar üze­rinde bir hakkıdır.”

“İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.”

Hadis külliyatının “hac” bölümlerinde haccın farz olu­şuna delalet birçok hadis vardır. Şu hadisleri örnek olarak zikredebiliriz:

İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, hac yapmak ve Ramazan orucu tutmak”

İSLAM’IN TEMEL ESASLARI

Bu hadis-i şerifte “hac” ibadeti İslam’ın beş temele esası arasında zikredilmiştir.

Bir gün vahiy meleği Cebrâil -aleyhisselam-:

“Ey Muhammed (s.a.v) İslam hakkında bana bilgi verir mi­sin?” dedi, Hz. Peygamber (s.a.s.);  “İslam, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmen, namazı dosdoğru kıl­man, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç ye­tirebilirsen Kâbe’yi ziyaret etmen (hac yapman)dır” diye cevap vermiş,

Bunun üzerine Cebrail -aleyhisselam- de “Doğru söyledin”’demiştir.

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Cebrail’e -aleyhisselam- verdiği cevapta hem hac ibadetinin İslam’ın beş temel esasından biri olduğunu, hem de bu ibadeti ancak imkanı olanların yapmakla yü­kümlü olduğunu bildirmiştir.                                            

Sahabeden Ebû Hüreyre‘nin bildirdiğine göre Peygam­berimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslümanlara hitaben yaptığı bir konuş­masında;                                                             

“Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmıştır, haccediniz” buyurmuştur.                       

Haccın farz olduğu konusunda Müslümanlar arasında hiç ihtilaf olmamış, bu konuda ümmetin icmaı hasıl olmuştur.


HAC KİMLERE FARZDIR?

Hac, farz-ı ayındır.

İmkanı olan her mükellefin haccı bizzat kendisinin yapması farzdır. Cenaze namazı ve cihâd gibi bir grup Müslümanın hac görevini yapması ile diğer Müslümanların üze­rinden düşmez. Bu konuda ittifak vardır, aksi görüş beyan eden de yoktur.


HACCA KAÇ DEFA GİDİLEBİLİR?

Hac ömürde bir defa farzdır.

Yukarıdaki delillerden haccın farz olduğu kesin olarak anlaşılmakta, ancak ömürde bir defa mı yoksa birden fazla mı yapılması gerektiği konusunda açıklık bulunmamaktadır. Bu konuya Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle açıklık getirmiştir.

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- anlatıyor: Allah’ın Elçisi bize konuşma yaptı ve,

“Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmışr, haccediniz” buyurdu. Bir sahâbî,

“Ey Allah’ın Elçisi! Her yıl mı ?” diye sordu. Peygam­berimiz, sükut etti cevap vermedi. Sahâbî sorusunu üç defa tekrarladı, bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.),

“Eğer ‘evet’ deseydim her yıl hac yapmak farz olurdu, buna gücünüz yetmezdi” cevabını verdi.

Sahabeden Akra’b. Hâbis -radıyallahu anh-:

“Ey Allah’ın Elçisi! Hac her yıl mı yoksa ömürde bir kere mi farz?” diye sormuş, bunun üzerine Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:

“Ömürde bir kere farzdır. Daha fazla yapan nafile hac yapmış olur” cevabını vermiş, kendisi de hac farz olduktan sonra bir defa hac yapmıştır.


HAC NE ZAMAN FARZ OLUR?

Haccın, imkân elde edildiği yıl yapılması gerekir.

Hac yapma imkanı elde edildiği yıl, hac yapmak Müslümana farz olur. Bu konuda ihtilaf yoktur. Ancakaynı yıl içerisinde haccın yapılmasının zorunlu olup olmadığı haccın (fevrî veya terâhî üzere oluşu) konusunda fıkıh bilginle­ri arasında farklı görüşler vardır.

Haccın, hac yapma imkanı elde edildiği yıl yapılması gerektiği ve daha sonraki yıllara ertelenebileceği şeklinde Ebû Hanîfe’den iki farklı görüş rivayet edilmiştir. Birinci görüşü İmam Ebû Yusuf, ikinci görüşü İmam Muhammed tercih etmiştir.

Ebû Yusuf’un tercih ettiği görüşe göre imkan elde edil­diği yıl hac yapmayıp sonraki yıllara erteleyen kimse gü­nahkâr olur.

İmam Malik ve Ahmed b. Hanbel’e göre haccın imkan elde edildiği yıl yapılması gerekir. İmam Şâfiî’ye göre hac daha sonraki yıllara ertelenebilir.

İmkan elde edildiği yıl hac görevini yapmayıp sonra­ki yıllara erteleyen kimse, çeşitli sebeplerle bu imkanını kaybedebilir ve hac yapmadığı için sorumluluk altında ka­lır. Bu itibarla müslüman, hac yapma imkanı elde ettiği yıl geciktirmeden hacca gitmelidir. Nitekim Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-:                                                                  

“Hac yapmak isteyen kimse acele etsin. Çünkü hasta ola­bilir, (servetini, parasını) yitirebilir, ihtiyacı ortaya çıkabilir” buyurmuştur.                                                                 


HÜKMÜ İTİBARİYLE HACCIN ÇEŞİTLERİ

Dinimize göre hükmü itibariyle kaç çeşit hac vardır?

Farz, vacip ve nafile olmak üzere üç çeşit hac vardır.,


HACCIN ÇEŞİTLERİ

1. Farz Hac                                                                                                                               

Farz olan hac; hac yapma imkanına sahip olan kimse­nin ömründe bir defa yapmakla yükümlü olduğu hacdır.

2. Vacip Hac                                                                                                                    

Vacip olan hac; üzerine farz veya vacip olmadığı halde hac yapmayı adayan kimsenin, yapmakla yükümlü olduğu adak haccı ile başladıktan sonra bozulan nafile haccın kaza­sı olarak yapılan hacdır.

3. Nafile Hac   

Farz ve vacip olmayarak yapılan hacdır.

Haccın çeşitleri nelerdir? Şer‘î hüküm açısından haccın çeşitleri ve yapılışı…

Belirli şartları taşıyan yükümlünün ömründe bir defa haccetmesi farzdır. Yükümlü olmadığı halde, haccetmeyi adayan kişinin bu adağını yerine getirmesi vâciptir. Diğer nâfile ibadetlerde olduğu gibi, başlandıktan sonra bozulan nâfile haccın kazâsı da vâcip olur. Farz ve vâcip dışında yapılan hac ise nâfiledir. Hacla yükümlü olmayan çocukların yaptıkları hac ile bir kimsenin birinciden sonra adama (nezir) dışında yapacağı her hac nâfiledir.


YAPILIŞI BAKIMINDAN HAC KAÇ ÇEŞİTTİR?

Yapılış biçimi (edâ) açısından ise hac, ifrad haccı, temettu haccı ve kırân haccı olmak üzere üç çeşittir. Hac ve umre, her biri tek başına yapılabildiği gibi, aynı yılın hac ayları içinde, ikisi birbirine bağlı olarak da yapılabilir. Hac ayları içinde, hacdan önce umre yapıp yapmamaya, yapıldığı takdirde umre ve haccın ayrı veya aynı ihramla yapılma durumuna göre hac, ifrad haccı, temettu haccı ve kırân haccı olmak üzere üç şekilde eda edilir.


PEYGAMBER EFENDİMİZİN HACCI (VEDA HACCI)

Peygamber Efendimiz nasıl hac yaptı? Gün gün Peygamber Efendimizin veda haccı.

Hac, hicrî 9. yılda farz kılındı. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- o yıl, Hazret-i Ebûbekir -radıyallâhu anh- liderliğinde bir kafileyi hac yapmak üzere Medîne-i Münevvere’den uğurladı. Hazret-i Ebûbekir, ilk haccı yapacak, Mekke’de ve Arafat’ta insanlara birtakım îlan ve tebliğâtlarda bulunacaktı. Bu tebliğatlar arasında, Tevbe (Berâe) Sûresi’nin ilk kırk âyeti de vardı. Bu âyetler, müşriklerin dört ay içinde bu bölgeleri terk etmelerini emreden bir ültimatom şeklindeydi.

VEDA HACCI NEDİR?

Bundan tam bir yıl sonra, hicrî 10. yılda Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bizzat hac yapmak ve haccın nasıl yapıldığını tam mânâsıyla öğretmek üzere Medîne’den yola çıktı. Bu hac, Peygamber Efendimizin ilk ve son haccıydı. Bu sebeple “Vedâ Haccı” adı da verilmiştir. Zira bu hac münasebetiyle Peygamber Efendimiz, ümmetiyle vedalaşmış, onlara son ikaz ve nasihatlerini yapmıştı.

 HACCIN FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)

Haccın farzları (şartları ve rükünleri) neledir? Mezheplere göre haccın farzları nelerdir?

Haccın farzlarını iki grup altında toplamak mümkün­dür: Haccın müstakil farzları (şartları ve rükünleri), haccı oluşturan menâsikin kendi içindeki farzları (şartları ve rükünleri).

Önce haccın farz, vacip ve sünnetleri sadece maddeler halinde sayılacak, daha sonra ilgili yerlerde detaylı olarak anlatılacaktır.


HACCIN MÜSTAKİL FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)

Haccın farzları bir şart ve iki rükünden ibarettir.                                                                    

Bun­lardan                                                                                                                                       

ihrama girmek haccın şartı,                                                                                         

“Arafat’ ta vakfe yapmak” ve “Kâ’be’yi tavaf etmek” ise haccın rükünleridir.


MEZHEPLERE GÖRE HACCIN FARZLARI

Şâfiî mezhebine göre haccın farzları şunlardır:

  • İhrama girmek (niyet),
  • Arafat’ta vakfe yapmak,
  • Kâ’be’yi tavaf etmek,
  • Sa’y yapmak,
  • Saçları tıraş etmek veya kısaltmak,
  • Bu rükünlerin çoğu (en az dördü) arasında tertibe uymak.

Bu farzlar, haccın rükünleridir.

Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre haccın farzları;

  • İhrama girmek,
  • Arafat’ ta vakfe yapmak,
  • Kâ’be’yi tavaf etmek,
  • Sa’y yapmak.                                                                                                                                    

Bu farzlar, haccın rükünleridir.Rükünler, usulüne göre yapılmadıkça, ceza ve kefâret ödemekle hac sahih olmaz. Eksik kalan rüknün tamamlan­ması veya haccın kazâsı gerekir.


HAC MENÂSİKİNİN KENDİ İÇİNDEKİ FARZLARI (ŞARTLARI VE RÜKÜNLERİ)

Bir de haccın her bir menasikine ait farzlar vardır ki bunların her biri ilgili bölümlerde açıklanacaktır.                                                                                                                                                       


HACCIN FARZLARI NELERDİR?

Kısaca haccın farzları nelerdir?


1- İHRAMA GİRMEK

İhram, normalde helal olan işleri, kendine haram et- mek Hacılara mahsus dikişsiz elbiseye, iki havluya da “ihram” denir.

Niyet ederek telbiye getirilir; iki rekât namaz kılınır ve böylece ihrama girilmiş olunur. Telbiye:



“Lebbeyk Allâhümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnnel hamde ven ni’mete leke velmülk lâ şerîke lek”

2- ARAFAT’TA VAKFE YAPMAK

Arafat, Mekke yakınlarında bir dağdır. Bu dağda arefe günü, zeval vaktinden önce (güneş tam tepedeyken, yani öğle- den yarım saat önce) bayramın birinci günü fecrin (güneş) doğuşuna kadar bir an olsun durmak farzdır.

3- KABE’Yİ TAVAF ETMEK

Kâbe’yi ziyaret etmek, farzdır. Kâbe’nin etrafında yedi kere dönmekle bir tavaf yapılmış


HACCIN VACİPLERİ

Haccın vacipleri nelerdir? Mezheplere göre haccın vacip­leri nelerdir?

Haccın vaciplerini iki grup altında toplamak mümkün­dür: Haccın müstakil vacipleri, haccı oluşturan menâsikin kendi içindeki vacipleri.

HACCIN MÜSTAKİL VACİPLERİ

  • Sa’y yapmak
  • Müzdelife’de vakfe yapmak
  • Şeytan taşlamak
  • Saçları tıraş etmek veya kısaltmak
  • Veda tavafı yapmak.

MEZHEPLERE GÖRE HACCIN VACİPLERİ

Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre haccın müstakil vacip­leri şunlardır:

  • İhrama mîkattan girmek
  • Cemrelere taş atmak
  • Müzdelife’de vakfe yapmak
  • Bayramın 1, 2 ve 3. günlerinde Mina’da gecelemek
  • Veda tavafı yapmak.

Malikî Mezhebine göre haccın müstakil vacipleri şunlardır:

  • Telbiye
  • Müzdelife’ de gecelemek
  • Tıraş olmak veya saçları kısaltmak
  • Eyyam-ı teşrikde Mina’da gecelemek

HAC MENÂSİKİNİN KENDİ İÇİNDEKİ VACİPLERİ

Bir de haccın her bir menasikine ait vacipleri vardır ki bunların her biri ilgili bölümlerde açıklanacaktır.

Vaciplerden biri terk edilirse hac sahih olur ancak ter­kinden dolayı ceza gerekir, telafi edilirse ceza düşer.

Dipnot:

 Şirbînî, II, 385


HACCIN VACİPLERİ NELERDİR?

Haccın rükün ve şartlarının yanında bir de vâcip olan törenleri (menâsik) vardır. Bunların terkedilmesiyle hac geçersiz (fâsid) olmaz ise de mazeretsiz terkedilmesi tahrîmen mekruhtur. Ayrıca meşrû bir mazeret olmadıkça terkedilen veya zamanında yapılmayan her vâcip için ceza gerekir.

Haccın vâcipleri de kendileri müstakil birer nüsük olan “aslî vâcipler” ve başka bir nüsüke bağlı olan “dolaylı (fer‘î) vâcipler” olmak üzere ikiye ayrılır. Hanefî mezhebinde haccın aslî vâcipleri sa‘y, Müzdelife’de vakfe, şeytan taşlama, halk veya taksir ve vedâ tavafı olmak üzere toplam beş törenden (nüsük) ibarettir. Bunlardan sa‘y ile halk veya taksir, hem hac, hem de umrede vâciptir. Diğer üçü ise umrede yoktur. Bu bölümde sadece aslî vâcipler kısaca açıklana- caktır. Fer‘î vâcipler yeri geldikçe bağlı oldukları menâsikle birlikte ele alınmıştır.


HACCIN SÜNNETLERİ NELERDİR?

Haccın sünnetlerini iki grup altında toplamak müm­kündür: Haccın müstakil sünnetleri, haccı oluşturan menâsikin kendi içindeki sünnetleri.

HACCIN MÜSTAKİL SÜNNETLERİ

Haccın müstakil sünnetleri beş tanedir:

1- KUDÜM TAVAFI

Kudüm, “geliş ve varış” anlamındadır. Buna göre  kudüm  tavafı,  Mekke’ye geliş tavafı demektir. İfrad veya kırân haccı yapan Âfâkýler için sünnet olup Arafat vakfesine kadarki süre içinde eda edilir. Mekke’ye varınca ge- ciktirilmeden yapılması müstehaptır. Haccın sa‘yi bu tavaftan sonra yapılacaksa tavafta “ıztıbâ‘” ve “remel” yapılır. Aksi halde yapılmaz. Âfâki olmayanların, yani haccetseler bile Harem ve Hîl bölgeleri halkının, temettu‘ haccı veya sadece umre yapanların, ifrad haccı yaptıkları halde Mekke’ye uğramadan doğrudan Arafat’a çıkanların ve özel halleri sebebiyle Arafat vakfesinden önce kudüm tavafı yapamamış olan kadınların kudüm tavafı yapmaları  gerekmez.

2- HAC HUTBELERİ

Hacla ilgili olarak üç hutbe vardır. Birinci hutbe Zilhiccenin 7. günü Mekke’de, Harem-i şerif’te öğle namazından önce okunur. İkinci hutbe, arefe günü Arafat’ta Nemîre Mescidi’nde zevalden sonra cem‘-i takdîm ile kılınan öğle ve

ikindi namazlarından önce, cuma hutbesinde olduğu gibi, arada oturularak iki hutbe halinde okunur. Üçüncü hutbe ise,  bayramın  2.  günü  öğle  namazından önce Mina’da Mescid-i Hayf’ta irad edilir.

3- AREFE GECESİNİ MİNA’DA GEÇİRMEK

Zilhiccenin 8. terviye günü güneş doğduktan sonra Mekke’den Mina’ya gitmek ve o günkü öğle namazından ertesi günkü sabah namazı dahil, beş vakit namazı Mina’da kılıp geceyi de Mina’da geçirmek ve arefe günü sabahı güneş doğduktan sonra buradan Arafat’a hareket etmek sünnettir. Günümüzde kalabalık sebebiyle genellikle doğrudan Arafat’a çıkılmakta ve bu sünnet -düzeni ve emniyeti koruma zaruretinden dolayı- terkedilmektedir.

4- BAYRAM GECESİNİ MÜZDELİFE’DE GEÇİRMEK

Arefe günü güneş battıktan sonra Arafat’tan Müzdelife’ye intikal edip geceyi burada geçirmek ve sabah namazını kıldıktan ve ortalık aydınlandıktan sonra buradan Mina’ya hareket etmek sünnettir.

5- BAYRAM GÜNLERİNDE MİNA’DA KALMAK

“Eyyâm-ı nahr” ve “eyyâm-ı Mina” denilen Zilhiccenin 10, 11 ve 12. günlerinde Mina’da kalmak ve orada gecelemek, Hanefîler’e göre sünnet, diğer üç mezhepte ise vâciptir.

HAC MENÂSİKİNİN KENDİ İÇİNDEKİ SÜNNETLERİ

Hac menâsikinin kendi içindeki sünnetleri ilgili kısım­larda anlatılacaktır.


KISACA HACCIN TÜM HÜKÜMLERI BIR ARADA



HACCIN FARZLARI  

(Haccın asıl farzları başlıca Üçtür:)

1. Ihram

(yani kalbten hacca niyet etmek) ve telbiye söylemek.

2. Vukuf-u Arefe

yani dokuz Zilhicce günü güneşin zevalinden on Zilhicce günü fecri sadıka kadar Arafat’ta bir vakit bulunmak, isterse bir nebze olsun.

3. Ziyaret Tavafı

bu da on Zilhicce’nin sabahından on iki Zilhicce’ye kadar tıraş olduktan yahut saçları kısalttırdıktan sonra yapılmaktadır.


HACCIN RÜKÜNLERİ

(Haccın iki Rüknü vardir:)

1. Ziyaret Tavafı

2. Vukûf-u Arefe

Bu ikisinden en önemli ve kavi olanı Vukûf-u Arefedir.


HACCIN VÂCİBLERİ

(haccın vâcibleri altıdır.)

1. Say yapmak

  • (Safa ve Merve arasında say yapmak, ister bu sayi hac için olsun, ister umre için olsun.)

2. Müzdelife’de vakfe yapmak

  • (Bir saatliğine de olsa, bayram gecesi Müzdelife’de vakfe yapmak.) Buna Müzdelife’de gecelemek de denmektedir, fakat gecenin çoğu hissesini orada geçirmek sünnettir. Lihâza eğer bir kimse akşam ve yatsı namazlarına gelip Müzdelife’de kılarsa, beytute (Müzdelife’de geceleme) vücûbu edâ olacaktır, fakat  bütün gece fecrin doğmasına kadar Müzdelife’de kalmak, bize göre sünnet-i müekkededir.

3. Seytan taslamak

  • (Remy-i cimar, yani şeytan taşlamak.)

4. Kurban kesmek

  • (Hacc-ı kıran ve temettü yapanlar için kurban kesmek.)

5. Saçları kestirmek yahut kısalttırmak.

6. Veda tavafı

  • (Âfâkî, yani Mikat’ın dışından gelenler için veda tavafı yapmak.)
  • Mikat’tan ihrama girmek, bunun tafsilatı da inşaallah ileride gelecektir.
  • Arafat’ta güneş batıncaya kadar vakfe yapmak, fakat bu hüküm hac günü Arafat’ta vakfe yapan kimse içindir. On Zilhicce günü bayram gecesi Arafat’ta vakfe yapana gelince; onun az bir müddet Arafat’ta kalmasıyla farzla birlikte vacib de edâ olacaktır.
  • On Zilhicce günü fecrin doğmasından sonra Müzdelife’de bir müddet durmak, buna vukûf-u Müzdelife denmektedir.

İzah: Bazı kitablarda haccın otuz beş (35)’e yakın vâcibi sayılmıştı. Aslında bunlar bila vasıta haccın vâcibleri değildir, aksine haccın efalinin vâcibleridir. Örneğin bazıları ihramın, bazıları tavafın vâcibleridir. 

  • Onlar arasında haccın vâcibleri ve haccın şartlarının vâcibleri de sayılmıştır. Velhâsıl bila vasıta haccın vâcibleri sadece altıdır. Efali haccın vâcibleri o efaller beyanında inşaallah gelecektir.

HACCIN SÜNNETLERİ

(haccın Sünnetleri Oniki dir.)

1. Hacc-ı ifrâd veya kıran yapan âfâkî kimse için tavaf-ı kudûm yapmak sünnettir.

İzah: Hacc-ı ifrâd ve kıran ihramı giyerek gelen âfâkî hacı için de tavaf-ı kudûm yapmak sünnettir. Mekke-i Muazzama mirkat ve hilde yaşayanlar için ve hacc-ı temettü yapmak için gelen âfâkilere ise bu tavaf sünnet değildir.

2. Tavaf-ı kudûm’da reml yapmak:

Eğer tavaf-ı kudûm’da reml yapılmazsa, tavaf-ı ziyarette onda da yapılmazsa, o zaman tavaf-ı veda da yapılmalıdır.

3. İmam için üç ayrı yerde hutbe okumak:

a) Yedi Zilhicce’de Mekke-i Mükerreme’de.

b) Dokuz Zilhicce’de Arafat’ta zevalden sonra, öğle namazından önce Mescid-i Nemire’de.

c) On bir Zilhicce’de Mina’da.

4. Dokuz Zilhicce gecesi Mina’da gecelemek.

5. Dokuz Zilhicce günü güneşin doğmasından sonra Arafat’a gitmek.

6. Arafat’ta gusül almak.

7. Arafat’tan imamın hareket etmesinden sonra hareket etmek.

8. On Zilhicce günü Müzdelife’den güneş doğmadan önce Mina’ya doğru yola çıkmak.

9. Müzdelife’de Arafat’tan dönerken gecelemek.

10. Müzdelife’de gusül almak.

11. Mina günlerinde Mina’da kalmak.

12. Mina’dan dönerken bir lemhe de olsa, muhassabda durmak.

  Bunlara ilave daha pek çok sünnetler vardır. İnşaallah haccın mesail ve efaliyle birlikte bunlar yer yer gelecektir.

SÜNNETİN HÜKMÜ

  • Sünnetin hükmü şudur ki; onların kasten terk edilmesi çirkindir, yapıldığında sevap kazanılmaktadır, terk edildiğinde ise ceza lazım gelmemektedir.

HACCIN MÜSTEHABLARI

(haccın müstehabları Oniki dir.)

Şu bilinmelidir ki; haccın müstehabları sayısızcadır. Onun için muhtasaren yazılacaktır. Geriye kalanlar da inşaallah yerlerinde gelecektir.

1. Erkekler için yüksek sesle, kadınlar için de sessizce telbiye getirmek.

2. Hacc-ı ifrâd yapan için kurban kesmek.

3. Mekke-i Muazzama’ya girmek için gusül almak.

4. Müzdelife’ye gelmek için gusül almak, ister Mekkî, ister gayri Mekkî olunsun.

5. Arafat’ta Cebel-i rahmete yakın vakfe yapmak.

  • yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vakfe yapma yerine yakın bir yerde vakfe yapmak. Bunun tanımı inşaallah Arafat’ın beyanında gelecektir.

6. Arafat’ta imamla birlikte öğle ve ikindi namazlarını cem ederek kılmak.

  • Bu namazları cem ederek kılmanın birtakım şartları vardır. İnşaallah bunlar da Arafat bahsinde gelecektir.

7. Kesretle telbiye okumak,Arafat´ta kesretle dua yapmak.

8. Arafat’ta imamın arka tarafında vakfe yapmak. Günümüzde bu zordur.

9. Müzdelife’de bayram günü sabah vaktinde meşaril haramda vakfe yapmak.

  • Bütün Müzdelife vakfe mahalli olup bununla vücûbu vukuf edâ olsa da, fakat bu yerde vakfe yapılması müstehabtır.

10. Sabah namazını on Zilhicce günü meşaril harama giderek kılmak. Burası Müzdelife’de meşhur bir yerdir.

11. Müzdelife’de sabah namazını ilk vaktinde, (yani karanlıkta) kılmak.

12. Mina’ya ulaşasıya on Zilhicce günü güneş doğduktan sonra Akabe cemresi yapmak.

  • Fecrin doğmasından sonra, güneş doğmadan önce de câizdir. Fakat mazaretsiz müstehabın terki güzel bir şey değildir, daha pek çok müstehablar vardır. İnşaallah bunlar meselelerin tahtında yerlerinde gelecektir.

MÜSTEHABIN HÜKMÜ

  • Müstehabın hükmü şudur ki; onu işleyen çok fazla sevap kazanmaktadır, fakat (onun derecesi) müekkede sünnetten azdır.
  • Onu terk etmeyle sevap elde edilemeyecektir, fakat kerahat, işâat vs. de lazım gelmeyecektir. Sünnet-i müekkede ise bunun hilafınadır ki, onu terk etmekten dolayı kerahat ve işâat (çirkinlik) lazım gelmektedir, fakat bir fidye ödenmesi gerekmemektedir.

KISACA İHRAM BILGILERI



İHRAMIN   FARZLARI 

(ihramın iki farzı vardır)

1. Niyet Etmek

2. Telbiye Getirmek


İHRAMIN VACIBI

(ihramın iki Vacibi vardır.)

1. Mîkat sınırını ihramsız   geçmemek.

2. İhram yasaklarından   sakınmak.


İHRAMIN SÜNNETLERİ

(Ihramın   Sünnetleri dokuzdur)

1. Hac aylarında ihrama  girmek. 

2. Oradan geçilmesi kaydıyla   kendi ülke Mikat’ından ihrama   girmek. 

3. İhram için gusül veya   abdest almak. 

4. Peştemal ve çadır   kullanmak (erkekler   için). 

5. İki rekât nâfile namaz   kılmak.

6. telbiye (bir defaya ilave   çünkü bir defa telbiye okumak vâcibtir)   okumak.

7. Telbiyeyi üç defa   getirmek.

8. Telbiyeyi yüksek sesle   getirmek (kadınlar seslerini   yükseltmezler). 

9. İhrama niyet etmeden önce   koku sürünmek.


İHRAMIN MÜSTEHABLARI

(Ihramin   müstehabları Ondur.)

1. Kiri pası   gidermek.  

2. Tırnakları   kesmek. 

3. Koltuk altlarını   temizlemek. 

4. Etek tıraşı   olmak.

5. İhram niyetiyle gusül   almak. 

6. Yeni veya yıkanmış beyaz   renkte peştemal ve çadır   kullanmak.

7. Terlik   giymek.

8. Dille ihrama niyet   etmek. 

9. Niyeti namazdan sonra   oturarak   yapmak.

10. İhramı Mikat’tan önce   bağlamak.


BAŞLICA   İHRAM YASAKLARI ŞUNLARDIR

1. Kadınla mübaşeret ve   mübaşeretle ilgili bir şey konuşmak, hatta açıktan mübaşeretle ilgili şeyleri   konuşmak da buna dâhildir.

2. Karada yaşayan av   hayvanlarını avlamak, ister bizzat avlansın, ister yeri söylensin.

3. Saç veya tırnakları   kesmek.

4. Koku kullanmak.


Bu dört şey kadın ve erkek   her iki taraf için de ihram hâlinde câiz değildir. Bunlara ilave iki şeyin   mümânaatı da erkeklere mahsustur. Bunlardan biri dikişli elbise giymek,   ikincisi de yüzü örtmek.

  •  İmam-ı Azam ve İmam Mâlik’e göre ihram   hâlinde kadının yüzünü örtmesi câiz değildir. Onun için bu da müşterek ihram   yasaklarına şâmil olmuştur.
  • İhrama girdikten sonra   kadınların yanında cimâ tezkeresi yapmak, yahut cimâ sebebleri olan öpme,   şehvetle dokunmak yasaktır.
  • İhramda değilken yasak olsa   da, ihramlı iken günah olan bir işi yapmak özellikle yasaktır.
  • Yol arkadaşları ve diğer   kimselerle kavga dövüş yapmak da yasaktır.
  • Karada yaşayan av   hayvanlarını avlamak, yerini söylemek veya ona işarette bulunmak yasaktır,   avcıya yardımcı olmak da yasaktır.
  • Karada yaşayan avı kovalamak,   yumurtasını kırmak, tüyünü ve kanadını kopartmak, satmak, satın almak, sütünü   sağmak veya etini pişirmek,
  • bit öldürmek, bitlerin ölmesi   için elbiseleri güneşe sermek.
  • Koku sürünmek, saç sakalı   tıraş etmek, tırnakları kesmek kestirmek, başı ve yüzü örtmek, ister azını,   ister çoğunu olsun, yasaktır.
  • Dikişli elbise giymek,   örneğin atlet, kilot, şalvar, cübbe, pantolon, ceket, gömlek, eldiven, mest   vs. giyilmesi de yasaktır.
  • Eğer nalın yoksa, mestlerin   nalın gibi kesilerek kullanılması câizdir. Fakat topuklar gözükecek kadar   aşağıdan kesilmesi gereklidir.
  • Topukları örtecek nalın   giymek yasaktır. İhramlı iken çorap giymek câiz değildir.
  • Elbisenin çadır gibi   örtünülmesi câizdir, fakat bundan kaçınılması efdaldir.
  • Başa ve yüze sargı sarmak   yasaktır. Eğer bir gün bir gece sarılırsa, isterse hastalıktan dolayı olsun,   sadaka vâcip olacaktır.
  • Eğer ihramlı iken takke bir   saatten az bir vakit giyilmişse, bir avuç buğday, bundan fazla giyilmişse,   yarım sa buğday sadaka olarak verilmelidir. On iki saat veya daha fazla   giyilmişse, o zaman dem vâcip olacaktır. 
  • İhramlı iken boyun ve   kulakların örtülmesinde bir sakınca yoktur, alnı örtmek ise câiz değildir.   Elbette zaruret bulunması hâlinde bu da câizdir. Ancak ceza her iki durumda   da vâcip olacaktır.
  • Zâferan, vers, aspur vs. gibi   kokulu şeylerle boyanmış elbiselerin giyilmesi yasaktır. Elbette eğer yıkanır   ve kokusu bâkî kalmazsa, o zaman kullanılabilir.
  • İhramlı iken vefat eden   kimsenin techiz ve tekfini ihramlı olmayan kimse gibi yapılmalıdır, başı   örtülmeli ve kafur vs. gibi şeylerle de kokulanmalıdır.
  • İhramda olan kimsenin mest,   çorap vs. giymesi câiz değildir
  • İhramda kadınların eldiven,   çorap, takı vs. giyinmeleri mübahtır, fakat terk etmeleri efdaldir, çünkü   ihramlı iken hoş giysilerin zinet için kullanılması uygun değildir.

İHRAMIN   MEKRUHLARI  

  • Vücuddan kiri gidermek, saçı   sakalı ve vücudu sabunla yıkamak.
  • Saçı sakalı taramak. Ayrıca   saçı sakalı kıl kopacak veya bit dökülecek derecede şiddetle kaşımak da   mekruhtur. Saç ile sakal, bit ya da saç dökülmeyecek derecede yavaşca   kaşınmalıdır.
  • İhramlı iken sakalları   hilâllemek. Eğer hilâllenirse, o zaman kıl dökülmeyecek şekilde yapılmalıdır.
  • İzarın iki ucunu   birleştirerek ön tarafından dikmek. Eğer bir kimse setri avretin hifazeti   için bunu yaparsa, dem lazım   gelmeyecektir.                                                                                             
  • Ridayı düğümleyerek boğaza   bağlamak. İp vs. ile izarını bağlamak.
  • Kokuya dokunmak, yahut   koklamak. Koku satan dükkânlarda koku koklamak için oturmak, kokulu meyve ve   otları koklamak ve onlara dokunmak. Eğer irade olmadan koku gelirse, bunda   bir beis yoktur.
  • Baş ve yüzün dışında vücudun   herhangi bir yerine zaruret bulunmaksızın sargı sarmak. Eğer zaruret olursa,   mekruh değildir.
  • Kâbe-i Muazzama’nın örtüsü   altında başı ve yüzü örtecek şekilde durmak. Eğer başı ve yüzü örtmeyecek   şekilde durulursa, câizdir.
  • İzarın kenarlarını kıvırarak   kemer takmak.
  • Burun, çene ve yüzü örtüyle   örtmek. Elle örtmek ise câizdir.
  • Yastığın üzerine yüzükoyun   yatmak. Başı ve yüzü yastığa koymak ise câizdir.
  • Pişirmeden kokulu yemek   yemek. Pişirildikten sonra yemek ise mekruh değildir.
  • Hanımının tenâsül uzvuna   bakmak.
  • Aba, palto vs.’yi sadece omza   atmak, isterse kolları giyilmesin.
  • İhrama girdikten sonra   tütsülenmiş elbise giymek.
  • Bir zarurete binaen veya   serinlemek için, yahut tozu toprağı gidermek için, ister sıcak olsun, ister   soğuk, sade suyla yıkanmak câizdir, fakat kirler giderilmemelidir.
  • Ayrıca ihramlı iken suya   dalmak, hamama girmek, çamaşır yıkamak, yüzük takmak, silah kuşanmak, şer’î   ölçülere göre düşmanla savaşmak da câizdir.
  • İhramlı iken himyani takmak,   ister izarın üstüne takılsın, ister altına, ister içinde, kişinin kendi   parası olsun, ister bir başkasına câizdir.
  • İhramlı iken eve veya çadıra   girmek, şemsiye kullanmak ve herhangi bir şeyin gölgesinde oturmak câizdir.
  • İhramlı iken, aynaya bakmak,   misvak kullanmak, kırılmış tırnağı koparmak, saçları kestirmeden hacamat   yaptırmak, damardan kan aldırmak,
  • ters çıkan kiprikleri   yontmak, (yani tersine çıkıp göze batan kiprikleri yontmak), kokusuz sürme   çekmek, sünnet olmak, su kabarcıklarını patlatmak ve kırılan bir uzva sargı   sarmak câizdir.
  • İhramlı iken hayızı   engellemek için veya çiçek hastalığından korunmak için iğne vurulmak câizdir.
  • İhramlı iken izara para   koymak veya saat koymak için cep diktirmek câizdir.
  • İhramlı iken baş ve yüzün   dışında bütün vücudu örtmek, kulak, boğaz ve ayakları çadır vs. ile örtmek   câizdir.
  • İhramlı iken tencere, kazan,   sepet vs. gibi şeylerin başın üzerine konularak taşınması câizdir.
  • İhramlı iken ihramlı olmayan   bir kimsenin Hill’de avladığı kara avının etinden yemek câizdir. Bunun için   muhrimin herhangi bir şekilde katkı sağlamamış olması şarttır.
  • Ayrıca muhrim için deve,   sığır, koyun, keçi, evcil ördek gibi bir hayvanı boğazlaması da, bunların   etinden yemesi de câizdir. Yabani ördeğin ise ihramlı iken boğazlaması câiz   değildir.
  • İhramlı iken yılan, akrep,   kertenkele gibi zararlı hayvanların öldürülmesi câizdir.
  • İhramlı iken kokulu şeyler   yenmesi mekruhtur. Elbette eğer bir yemeğe koku katılarak pişirilirse, onu   yemek câizdir.
  • İhramlı iken mezmunu günah   olmayan şiirlerin okunması câizdir.
  • İhramlı iken saç, sakal veya   vücudun herhangi bir yerini saç veya kıl dökülmeyecek şekilde kesmek câizdir.   Eğer bundan dolayı kıl veya saç kopma endişesi bulunmuyorsa, isterse kan   çıksın o zaman kuvvetli kaşınma da câizdir.
  • İhramlı iken tereyağı, don   yağı ve sıvıyağ yemek câizdir.
  • İhramlı iken kokulu olmaması   kaydıyla el ve ayaktaki yarıklara veya yaralara merhem sürmek câizdir.
  • İhramlı iken dini meseleler   ve konularda müzâkerede bulunmak câizdir.
  • İhramlı iken kendini veya bir   başkasını nikâhlamak câizdir, fakat va’di câiz değildir.

İhramlıya yasak olmayan şeyler nelerdir? İşte cevabı…

Hac veya umre ihramında bulunan kimsenin yapması mübah olan bazı şeyler şöyle sıralanabilir:

a) Balık ve su ürünlerini avlamak.

b) Kümes hayvanlarını kesmek.

c) Kokusuz sabun kullanmak.

ç) Sürme çekmek.

d) Sünnet olmak.

e) Şemsiye kullanmak, ağaç ve çadır gibi şeylerin altında gölgelenmek.

f) Bele kemer ve para çantası bağlamak.

g) Çanta ve benzeri şeyleri boyuna asmak.

ğ) Silah taşımak, yüzük ve kol saati takmak.

h) Yılan, akrep, fare, kara sinek, bit, pire ve yırtıcı hayvanları öldürmek.

i) İhram örtülerini çıkarıp yıkamak, başka bir örtü ile değiştirmek.

ı) Dişleri fırçalamak.

j) Kırılan tırnağı kesip atmak.

k) Kan aldırmak,

l) Diş çektirmek.

m) İğne vurdurmak.

n) Yara üzerine sargı sarmak.

o) Boyundan aşağısını yorgan ve battaniye gibi bir şeyle örtmek

p) Palto ve ceket gibi bir şeyi giymeden omuzlara almak.                                                    

r) İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.                                                      

s) Koku satılan dükkana girmek ve oturmak.


< Ihramın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >

KISACA CEZALARIN BILGILERI


Hac esnasında işlenen kimi cinayetler. haccın bozulmasını ve kazâsını gerektirirken, kimileri ağırlık derecesine göre çeşitli ceza ve kefâreti gerektirirler.


“Cezalar” 6 çeşittir.

A-Kaza= (yeniden yapmasi gerek)

B-Bedene=Büyük Baş (Deve ve Dana)

C-Dem=Koyun ve Keci

D-sadaka-i fıtır (para dağıtma)

E-Bedel ödeme= (hatanin misli kadar ödeme)

F-Oruc= (hastalik vs dolayi  üc gün oruc tutar)


A-Kaza

( Hac ve Umrenin bozulmasına yol acan ve kaza edilmesini gerektiren cinayetler)

1- Hac için ihrama girdikten sonra henüz Arafat vakfesini yapmadan cinsel ilişkide bulunmak haccı ifsat eder. Bu konuda bütün mezhepler aynı görüştedir.

  • Hac tamamlanmadan ihramdan çıkılamayacağı için bozulan bu haccın yarım bırakılmayıp tamamlanması, ayrıca gelecek senelerde kazâ edilmesi ve işlenen cinayet sebebiyle bir koyun veya keçi kurban edilmesi (dem) gerekir.
  • Arafat vakfesinden sonra fakat ilk tahallülden önce -yani tıraş olup ihramdan çıkmadan önce- cinsel ilişkide bulunmakla da Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre hac bozulur.
  • Hanefîler bu durumda haccın bozulmayacağını, fakat ceza olarak bir sığır veya deve kurban edilmesi gerektiğini söylerler.

2- Umre için ihrama girildikten sonra umre tavafının en az dört şavtı yapılmadan cinsel ilişkide bulunmak da Hanefîler’e göre umrenin bozulmasına yol açar

  • Bozulan umre bırakılmayıp tamamlandıktan sonra ihramdan çıkılması, daha sonra bunun kazâ edilmesi ve işlenen cinayet sebebiyle bir koyun veya keçi kurban edilmesi gerekir.

B-Bedene

( Deve veya sığır kesmeyi gerektiren cinayetler )

1- Hanefîler’e göre Arafat’taki vakfeden sonra fakat ilk tehallülden önce, yani henüz tıraş olmadan, cinsel ilişkide bulunmak.

2- Ziyaret tavafını cünüp olarak yapmak. İlmihal kitaplarında fakihlerin çoğunluğunun görüşü olarak, kadınların hayız ve nifas halinde yani aybaşı ve loğusa iken ziyaret tavafını yapmalarının da aynı şekilde bu cezayı ge- rektirdiği belirtili

  • Bazı âlimler ise sebebi ve temizlenme imkânı iradî olmayan bu mazeret hallerini cünüplükten ayrı tutup temizlenmeden Mekke’den ayrılmak zorunda olan bu durumdaki kadınların ziyaret tavafı yapabileceğini ve bir ceza da gerekmeyeceğini belirtirler. 
  • Grup halinde seyahat edilip kafilenin bekleyememesi halinde bu son görüşün getirdiği kolaylıktan istifade edilebilir. Hanefiler dışındaki diğer üç mezhebe göre ise, abdestli olmak tavafın sıhhat (geçerlilik) şartı olduğundan bu haller ile yapılan tavaf, ceza ödemekle de geçerli olmaz.
  • Cünüp veya abdestsiz olarak yapılan tavaf, hangi tavaf olursa olsun, abdestli olarak yeniden yapılırsa cezası düşer. Cünüp olarak yapılan tavafın abdestli olarak yeniden yapılması vâcip; abdestsiz yapılan tavafın iadesi ise menduptur.
Kaynak: Islam ve Ihsan ————– Kaynak: İslam İlmihali 1, TDV Yayınları

C-Dem

( Koyun veya Keci kesmeyi gerektiren cinayetler.)

Bunlar, hac ve umrenin vâcipleriyle ve ihram yasaklarıyla ilgili cinayetler olmak üzere ikiye ayrılabilir.

1. Hac ve Umrenin Vâcipleriyle İlgili Olanlar

( Koyun veya Keci kesmeyi gerektiren cinayetler.)

1. Mîkatı ihramsız geçmek.

2. Sa‘yin tamamını veya en az dört şavtını terketmek yahut özürsüz yürüyerek yapmamak.

3. Müzdelife vakfesini özürsüz olarak terketmek.

4. Şeytan taşlamayı hiç yapmamak veya bir günde atılması gereken taşların yarıdan çoğunu atmamak. Yarıdan çoğu atılmışsa, eksik bırakılan her bir taş için sadaka vermek gerekir.

5. Ziyaret veya umre tavafının son üç şavtını ya da sadece birini yapmamak.

6. Âfâkî olanlar vedâ tavafını veya en az dört şavtını yapmamak.

7. Farz ve vâcip tavaflarda (ziyaret, umre ve vedâ tavaflarında) setr-i avrete uymamak.

8. Ziyaret ve umre tavaflarını abdestsiz; kudüm, vedâ ve umre tavaflarını cünüp olarak yapmak.

9. Arefe günü Arafat’tan güneş batmadan önce ayrılmak.

10. Ebû Hanîfe’ye göre ihramdan çıkmak için Harem bölgesi dışında veya bayram günlerinden sonra tıraş olmak

  • ziyaret tavafını bayram günlerinden sonra yapmak ve Akabe Cemresi’ne taş atma, kurban kesme ve tıraş olma nüsüklerinde sıraya uymamak. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ile diğer üç mezhepte bunlar vâcip olmayıp sünnet olduğundan ceza gerekmez.

2) İhram Yasaklarıyla ilgili Olanlar

( Koyun veya Keci kesmeyi gerektiren cinayetler.)

1. Bir defada (aynı yerde ve aynı anda) vücudun veya bir uzvun tamamına güzel koku yahut yağ sürmek. Değişik yerlerde ve zamanlarda sürülürse, her bir uzuv için ayrı ceza gerekir.

  • İhrama sürülen güzel kokunun eni ve boyu birer karıştan büyük ve kokunun etkisi bir gündüz veya gece süresi devam ederse, koyun veya keçi kesmek gerekir. Bu orana ulaşmazsa sadaka verilir.
  • Vücuda sürülen kokudan ceza gerekmesi için belirtilen miktarda sürülmesi yeterlidir; bir gündüz veya gece süresi etkili olması şart değildir. Hanefîler dışındaki üç mezhepte de güzel kokudan ceza gerekmesi için miktar ve zaman kaydı yoktur; sürülmesi yeterlidir.

2. Vücudun veya saç, sakal gibi bir uzvun tamamına, süslenmek için yağ, jöle, biryantin sürmek veya kına, saç boyası ve benzeri şeylerle boyamak. Tedavi için sürülen ilâç, merhem veya kokusuz krem ve yağlar için bir şey gerekmez.

3. Erkekler bir tam gündüz veya gece süresince giyim eşyası (elbise, iç çamaşırı, çorap, topukları kapatan ayakkabı) giymek, başı ve yüzü örtmek. Kadınlar yüzlerini örtemezler. Bir gündüz veya gece süresinden daha az giyilirse, sadaka yeterlidir.

4. Saçın veya sakalın en az dörtte birini veya başka bir uzvun tamamını tıraş etmek. Daha azında sadaka yeterlidir.

5. Bir defada (aynı anda ve aynı yerde) bütün tırnakları veya bir elin yahut bir ayağın tırnaklarının tamamını kesmek. El ve ayaklardan her birinin tırnaklarının tamamı, ayrı ayrı yerlerde ve zamanlarda kesilirse, her biri için ayrı ceza gereki Bir elin veya ayağın tırnaklarının tamamı kesilmeyip bir kısmı kesilirse, kesilen her bir tırnak için sadaka verilir. Bu takdirde verilmesi gereken sadaka toplamı, bir koyun veya keçi bedelini aşarsa, her tırnak için sadaka yerine, istenirse bir dem (koyun veya keçi) kesilebilir. Kendiliğinden kopan veya kırılan tırnaklar için bir şey gerekmez.

6. İlk tehallülden sonra henüz ziyaret tavafını yapmadan cinsel ilişkide bulunmak.

7. İhramlı iken eşini şehvetle öpmek, okşamak, sarılıp kucaklamak gibi cinsel ilişkiye yol açan davranışlarda bulunmak. Şehvetle bakmak veya düşünmekle, boşalma bile olsa bir şey gerekmez.


D-sadaka-i fıtır

(Fıtır Sadakasi kadar bagista bulunmayi gerektiren Cinayetler.)

1. Herhangi bir uzvun tamamına değil, bir kısmına güzel koku sürmek.

2. Saç ve sakalın dörtte birinden az kısmını tıraş etmek.

3. Bir el veya ayaktaki tırnaklardan bir kısmını kesmek yahut bir el veya ayaktaki tırnakların tamamını ayrı ayrı yer ve zamanlarda Ancak her tırnak için ayrı ceza ödenir.

4. Her türlü giyim eşyasını bir gündüz veya gece süresinden daha az giymek.

5. Kudüm veya vedâ tavafını abdestsiz olarak yapmak. Diğer üç mezhepte abdestsiz tavaf sahih olmaz.

6. Vedâ tavafı veya sa‘yin, dördüncü şavttan sonraki şavtlarını eksik yapmak veya bu şavtları yürüyerek yapmamak. Eksik bırakılan her şavt için ayrı ceza gerekir.

7. Farz ve vâcip olmayan tavaflarda setr-i avrete uymamak.

8. Şeytan taşlamada, bir günde atılan taşların, yarısından sonrasında eksik taş Eksik atılan her taş için ayrı ceza gerekir.

9. İhramlı veya ihramsız birini tıraş etmek. Başkasına elbise giydirmek veya güzel koku sürmekten bir şey gerekir.


E-Bedel ödeme

(Bedel ödemeyi gerektiren Cinayetler.)

Bunlar, karada yaşayan av hayvanlarıyla ve Harem bölgesinin av ve bitkileriyle ilgili olanlar olmak üzere iki kısımdır.


F- Oruc

(Özür sebebiyle ihramin yasaklarina uymamak.)

  • İhram yasakları bir mazeretle de yapılsa, yine ceza gerekir. Ancak bu yasaklar meselâ hastalık veya geçirilen bir kaza sebebiyle başın tıraş edilmesi,
  • örtülmesi yahut elbise giydirilmesi gibi semavî bir mazeretle yapılırsa ceza olarak mutlaka dem (koyun veya keçi kesmek) gerekmez.
  • Böyle bir durumla karşılaşan kişi muhayyer olur. İster peş peşe veya aralıklı olarak üç gün oruç tutar,
  • isterse altı yoksula birer fıtır sadakası kadar bağış yapar, bir yoksula altı gün fıtır sadakası verse de olur, yahut da Harem bölgesinde bir dem keser.
  • Hanefîler’e göre bilgisizlik, yanılma, unutma, baskı (tehdit) gibi semavî olmayan mazeretlerle işlenen yasaklar için muhayyerlik yoktur, koyun veya keçi kurban etmek gerekir. Diğer üç mezhepte ise, semavî olmayan mazeretlerden dolayı da muhayyerlik vardır.

< Cezaların daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA TAVAF BILGILERI



Tavafın sahih olmasının

dört şartı vardır.

1. Niyet

2. Tavafı Belirlenen Vakitte Yapmak

3. Tavafı Kâbe’nin Çevresinde ve Mescid-i Haram’ın İçinde Yapmak

4. Tavafın En Az Dört Şavtını Yapmak


Tavafın vacipleri

sekiz tanedir.

1. Tavafı abdestli yapmak

2. Tavafı Avret Mahalli Örtülü Olarak Yapmak

3. Teyamün (sağdan yapmak demektir.)

4. Tavafın İlk Şavtına Hacer-i Esved’in Hizasını Geçmeden Başlamak

5. Tavafı Yürüyerek Yapmak

6. Tavafı Hatim’in Dışından Yapmak

7. Tavafı Yedi Şavta Tamamlamak

8. Tavaf Namazı Kılmak


TAVAFIN SÜNNETLERİ

sekiz tanedir.

1. Tavafa Başlarken Hacer-i Esved veya Hizasına “Rükn-i Yemânî” Tarafından Gelmek ve Hacer-i Esved’in Hizasında Tavafa Başlamak

2. Tavafın Başlangıcında ve Her Şavtın Sonunda Hacer-i Evsedi istilam Etmek

3. Remel Yapmak (“Remel”, koşmaksızın çalımlı ve süratli bir şekilde yü­rümektir.)

4. Iztıba Yapmak (“Iztıba ” sağ omuzu ve sağ kolu açık bırakmak demektir.)

5. Müvâlât (Tavafın şavtlarını, ara vermeden peş peşe yapmak)

6. Duâ Etmek

7. Tavaftan Sonra Zemzem İçmek

8. Vücutta, Elbisede ve Metafta Necaset Bulunmaması


TAVAFIN MÜSTEHABLARI

( Oniki dir.)

1. Tavafa Hacerü’l Esved’in sağ tarafından şu şekilde başlamalı ki, tavaf yapan kimsenin bedeninin tamamı Hacerü’l Esved’in hizasından geçsin.

2- Hacerü’l Esved’i üç defa öpmek ve üç defa onun üzerine secde yapmak.

3- Tavaf yaparken mesnun olan duaları okumak.

4. İzdiham ve birine eziyet vermeme kaydıyla erkekler için Beytullah’a yakın olarak tavaf etmek.

5. Kadınlar için gece vakti tavaf yapmak.

6. Tavafa Beytullah’ın süpürgeliğini de şâmil etmek.

7. Tavaf yarıda bırakılır veya mekruh yolu yapılırsa, sil baştan tavaf yapmak.

8. Tavaf esnasında mübah olan konuşmaları terk etmek.

9. Tavaf esnasında huşuya zarar veren şeyi yapmamak.

10. Tavaf esnasında dua ve zikirleri sessizce okumak.

11. Rükn-ü Yemâni’yi istilâmda bulunmak.

12. Kalbi meşgul eden şeylerden gözü çevirmek.


TAVAFIN MÜBAHLARI

(On dur)

1. Selâm vermek.

2. Hapşırana اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ demek.

3. Şer’î meseleleri söylemek ve sormak.

4. Bir zarurete binaen konuşmak.

5. Bir şeyler içmek.

6. Duaları terk etmek.

7. Güzel mânâlar içeren şiir okumak veya dinlemek.

8. Temiz ayakkabı vs. giyerek tavaf yapmak.

9. Bir özre binaen binek üzerinde tavaf yapmak.

10. İçinden Kur’ân okumak.


TAVAFIN HARAMLARI

(On dur)

1. Cenâbet, hayız ve nifas hâllerinde tavaf yapmak.

2. Mazeretsiz birinin sırtına binerek veya binek üzerinde tavaf yapmak.

3. Abdestsiz tavaf yapmak.

4. Mazeretsiz dizüstü veya yüzükoyun sürünerek tavaf yapmak.

5. Tavaf yaparken hatîm’in içinden geçmek.

6. Tavafın bir şavtını veya daha azını terk etmek.

7. Hacerü’l Esved’in dışında başka bir yerde tavafa başlamak.

8. Tavaf yaparken Beytullah’a yönelmek.

9. Elbette tavafa başlarken Hacerü’l Esved’e istilâm ederken Beytullah’a yönelmek câizdir.

10. Tavafta vâcip olan şeylerden birini terk etmek.


Tavafın Çesitleri

(Yedidir)

Hükmü itibariyle farz, vacip, sünnet ve nafile olmak üzere dört çeşit, uygulaması itibariyle 

1. Kudûm Tavafı

2. Veda Tavafı

3. Umre Tavafı

4. Nezir Tavafı

( Kâ’be’yi tavaf etmeyi adayan kimsenin bu adağını ye­rine getirmesi vaciptir. )

5. Nafile Tavaf

6. Tahiyyetü’l-Mescid Tavafı

7. Ziyaret Tavafı


Ziyaret tavafının sahih olmasının

Ziyaret tavafının sahih olmasının

başlıca şartları (Dokuzdur)

1. Müslüman olmak.

2. Akil olmak.

3. Mümeyyiz olmak.

4. Tavaftan önce hac ihramına girmiş olmak.

5. Önceden Arafat vakfesini yapmış olmak.

6. Tavafa niyet etmek.

7. Vaktinde ve zamanında tavaf etmek.

8. Tavafı mekânında yapmak. Yani Mescid-i Haram’da Beytullah’ın dört bir tarafını tavaf etmek.

9. Bizzat tavaf yapmak veya bir şeyin üzerine oturarak tavaf yapmak.

  • Elbette eğer bir kimse ihrama girmeden önce baygınlık geçirir ve tavaf vaktine kadar kendine gelmezse, onun yerine başkası tavaf yapabilir.

Ziyaret tavafının Vacibleri  

(altıdır)    

1. Yürümeye kâdir olunması kaydıyla yaya olarak tavaf yapmak.

2. Tavafa sağ taraftan başlamak.

3. Tavafı yedi şavtta tamamlamak.

4. Hadesten temiz olmak, (yani abdestsiz veya cenâbet olmamak).

5. Avret yerlerini örtmek.

6. Eyyam-i nahirde tavaf yapmak.


< Tavafın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA SAY’İN BILGILERI



SAY’İN RÜKNÜ

Say’in Safa ve Merve arasında olması rükündür. Eğer bu ikisi arasında yapılmayıp sağda solda say yapılırsa, o zaman say olmayacaktır.


SAY’İN ŞARTLARI  

Say’in şartları başlıca altıdır:

1. Say’i bizzat kendin yapmak

2. Say tam bir tavaf veya tavafın çoğu şavtları yapıldıktan sonra olmalıdır

3. Umre veya Hac ihramı say’a mukaddem olmalıdır.

4. Say’a Safa’da başlanmalı ve Merve’de bitirilmelidir.

5. Say’in ekser şavtları yapılmış olmalıdır, (yani yedi şavttan çoğu örneğin 4-5 vs.)

6. Say, say’in vaktinde yapılmalıdır. Bu haccın say’inin şartıdır, umre say’inin şartı değildir.


SAY’İN VÂCİBLERİ

(altıdır)

1. Say’i cenâbet ve hayızdan taharet hâlinde yapılan tavaftan sonra yapmak.

2. Say’a Safa’dan başlamak, Merve de bitirmek.

3. Şer’î bir mazeret bulunmazsa, yaya olarak say yapmak. Eğer şer’î bir özür bulunmadan binek üzerinde say yapılırsa, o zaman dem vâcip olacaktır.

4. Say’in yedi şavtını tamamlamak, yani dört şavt farzdır. Bundan sonraki üç şavt ise vâcibtir. Eğer bir kimse say’in son üç şavtını terkederse, say olacaktır, fakat her şavta bedel olarak yarım sa buğday veya onun kıymetini sadaka yapmak vâcip olacaktır.

5. Umrenin say’inde, umre ihramını say’in sonuna kadar bâkî bırakmak.

6. Safa ve Merve arasındaki bütün mesafeyi kat etmek, yani Safa tepesine topukları değdirerek veya ona çıkarak say’a başlanmalı, Merve’ye giderek ayak parmaklarını değdirmeli veya çıkılmalıdır.

  • Say için cenâbet ve hayızdan taharet şart ve vâcip değildir, ister haccın say’i olsun, ister umrenin say’i olsun elbette müstehabdır.
  • Günümüzde pek çok kimse şer’î bir mazereti bulunmaksızın tekerlekli sandalye veya motorlu taşıtlar üzerinde say yapmaktadır.
  • Onlar üzerinde dem vâcibtir ve kasıtlı olarak şer’î bir özür bulunmadan böyle yapmak günahtır. Buna ilave diğer say yapanlara da bu vasıtalar yüzünden çok şiddetli eziyet olmaktadır. Bunun günahı da ayrıdır.

SAY’İN SÜNNETLERİ

(Dokuzdur)

1. Hacerü’l Esved istilâm yapıldıktan sonra say için mescidden çıkmak.

2. Tavafın hemen arkasında say yapmak.

3. Safa Merve tepelerine çıkmak.

4. Safa Merve tepelerine çıkarak kıbleye yönelmek.

5. Say’in şavtlarını peş peşine yapmak.

6. Cenâbet ve hayızdan taharetle say yapmak.

7. Say’i, taharet hâlinde, abdestli olarak, elbise, beden ve tavaf yerinde necaset bulunmayan mutedbihi bir tavafın arkasından yapmak.

8. Mileyn Ahzareyn arasında koşarak hızlıca yürümek.

9. Avret yerleri örtülü olmak, avret yerlerinin örtülü olması her hâlukârda farz olsa da, burada buna daha fazla ihtimam gösterilmelidir.


SAY’İN MÜSTEHABLARI

(Beşdir)

1. Niyet etmek.

2. Safa ve Merve’de uzun müddet beklemek.

3. Huşu ve huzuyla zikir ve duaları üçer defa yapmak.

4. Say’in şavtlarında eğer şer’î bir mazeret bulunmadan ziyâde mesafe olursa veya bir şavtta biraz vakfe olursa, o zaman yeni baştan say yapmak. Fakat say’in sil baştan yapılması çoğu şavtlar yapılmış olmaması durumunda müstehabdır.

5. Say tamamlandıktan sonra mescide girilerek iki rekât nâfile kılmak.

  • Merve’de bu nâfilelerin kılınması mekruhtur.
  • Eğer say yapılırken farz namaza durulursa veya cenaze namazı başlarsa, bu durumda say bırakılarak namaza iştirak edilmeli, sonradan geriye kalan şavtlar tamamlanmalıdır.
  • Bunun gibi eğer şer’î bir mazeret meydana gelirse, o zaman da geriye kalan şavtlar sonra tamamlanabilir.

SAY’İN MÜBAHLARI

Meşgul edici ve huşuya münafi olmayan şeyleri konuşmak ve say’in şavtları arasında mucibi fasıl olmayacak tarzda yeme içme mübahtır.


SAY’İN MEKRUHLARI

(altıdır)

1. Huzuru kalp kalmayacak, dua vs. okuyamayacak ve say’in şavtlarını musalsal yapamayacak tarzda alışveriş yapmak ve konuşmak mekruhtur.

2. Safa Merve tepelerine çıkmamak.

3. Mazeretsiz say’i tavaftan muahhar yapmak veya Eyyam-ı nahr’dan muahhar yapmak.

4. Avret yerlerini açmak.

5. Mileyn arasında hızlanarak koşmamak.

6. Say’in şavtları arasında fazla mesafe yapmak.


< Sayın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA ARAFAT BILGILERI



ARAFAT VAKFENİN ŞARTLARI

(Dörtdür)

1. Müslüman olmak. Kâfirin vakfesi sahih olmayacaktır.

2. Haccı sahih ihramının olması. Eğer umre, ihram yahut haccı fesad ihrama bağlanarak veya ihramsız vakfe yapılırsa, sahih olmayacaktır.

3. Mekânın olması, (yani Arafat’ta vakfe yapmak).

  • Eğer Arafat’ta dışarıda vakfe yapılırsa, isterse kasıtlı olmasın, vakfe olmayacaktır.

4. Vakfenin vaktinin olması, yani 9 Zilhicce’nin zeval vaktinden, 10 Zilhicce’nin Fecr-i Sâdık’ına kadar herhangi bir vakitte vakfe yapmak.

İzah: Arafat vakfesi bilittifak erkân-ı hacdandır. Onun kaçırılmasıyla hac fevt olacaktır. Arafat vakfesinin vakti ne zamandan, ne zamana kadardır ve ne kadar miktarda vakfe yapmak farzdır? Her iki mesele de ihtilaflıdır.

  • Birinci mesele, yani Arafat vakfesinin iptidâ ve intihâsı ne zamandan, ne zamana kadardır? Bu konuda Cumhur-u Fukaha ve Eimme-i Selas’ın görüşü şudur ki; Arefe vakfesi, Arefe günü zevalden Yevm-i nahr’ın Fecr-i Sâdık’ının doğmasına kadardır, (yani 9 Zilhicce günü zeval vaktinden on Zilhicce günü Fecr-i Sâdık’a kadardır

VAKFENİN RÜKNÜ

Vakfenin Arafat’ta olması rükündür, isterse bir lemha[Bir göz atış, bir defa bakma.] olsun. Niyet olsun veya olmasın, Arafat olduğu bilinsin veya bilinmesin, uyurken olsun veya uyanıkken olsun,

  • baygınken veya ayıkken olsun, isteyerek veya zorla olsun, ister koşarak Arafat’tan geçilsin. Vakfe vaktinde eğer bir lemha bile Arafat’a dâhil olunmazsa, vakfe olmayacaktır.
  • Vakfe için hayız, nifas ve cenabetten taharet şart değildir.
  • Dokuz Zilhicce günü zeval vaktinde güneşin batmasına kadar Arafat’ta kalmak vâcibtir.
  • Eğer güneş batmadan önce Arafat’tan çıkılıp gelinirse, o zaman dem vâcip olacaktır. Fakat eğer güneş batmadan önce tekrardan geri gelinirse, o zaman dem sâkıt olacaktır. Eğer güneş battıktan sonra gelinirse, dem sâkıt olmayacaktır.

VAKFENİN SÜNNETLERİ

(Beşdir)

1. Vakfe için gusül almak.

2. İmam için zevalden sonra Cem’a Beyne’s Salateyn yapmadan önce iki hutbe irad etmek.

3. Öğle ve ikindi namazlarını cemederek kılmak.

4. Namazdan hemen sonra vakfe yapmak.

5. Arafat’ta imamla birlikte (Müzdelife’ye) hareket etmek.

  • Eğer izdiham endişesiyle güneş battıktan sonra imamdan önce Müzdelife’ye hareket edilirse, bunda da bir beis yoktur. Bunun gibi güneş batmadan önce hareket edilir ve battıktan sonra Arafat sınırlarından çıkılırsa, bunda da bir beis yoktur.

VAKFENİN MÜSTEHABLARI

(Onyedidir)

1. Çokca telbiye getirmek.

2. Tekbir, tehlil, dua, istiğfâr, Kur’ân ve salavat-ı şerife okumak.

3. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin vakfe için durduğu yerde durmak, (yani Mescid-i sahrat’da)

4. Huşu ve huzuyla vakfede durmak.

5. İmamın arkasında ve yakınında vakfe yapmak.

6. Kıbleye yönelerek vakfede durmak.

7. Binek üzerinde vakfe yapmak.

8. Zevalden önce vakfe için hazırlık yapmak.

9. Vakfe için niyet yapmak.

10. Vakfe esnasında dua için elleri kaldırmak.

11. Duaları üçer defa tekrarlamak.

12. Allah’a hamd ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e salavat getirerek duaya başlamak ve duayı sonlandırmak.

13. Zâhiren ve bâtınen temiz olmak.

14. Oruç tutabilecek kimse için oruç tutmak, güç yetiremeyen kimse için oruç tutmamak. Bazıları vakfe esnasında oruç tutmanın mekruh olduğunu yazmışlardır, çünkü oruç nedeniyle zâfiyet olacak ve bu yüzden efaller güzelce edâ edilemeyecektir. Onun için oruç tutulmaması evladır.

15. Vakfe esnasında güneş altında durmak, şer’î bir özür hâli olması bundan müstesnadır.

16. Kavga dövüş yapmamak.

17. Hayır hasenat yapmak, sadaka vs. gibi.


VAKFENİN MEKRUHLARI

(Ondur)

1. Cem’a Beyne’s Salateyn’den sonra vakfede tehir yapmak.

2. Yol üzerinde vakfe yapmak.

3. Şer’î bir mazeret bulunmadan vakfe esnasında yatmak.

4. Zevalden önce hutbe okumak.

5. Vakfeyi gaflet hâlinde yapmak.

6. Güneş battıktan sonra Arafat’a gitmeyi geciktirmek.

7. Güneş batmadan önce Arafat’tan hareket etmek.

8. Akşam ve yatsı namazlarını Arafat’ta veya yolda kılmak.

9. Başkalarına eza verecek şekilde hızlı yürümek.

10. Günümüzde çoğu kimseler başkalarına eza ve sıkıntı verecek şekilde, hatta itip kakarak yürümektedir ki; bu haramdır.

  • Arafat vakfesi eğer cumaya denk gelirse, diğer günlerde yapılan vakfeden yetmiş kat daha efdal olacaktır.

İzah: Eğer hac cuma gününe denk gelirse, o zaman Arafat’ta cuma namazı sahih olmayacaktır, çünkü orası şehir değildir. Orada çok büyük halk kitlesinin bir araya gelmesiyle de Arafat şehriyyet hükmü kazanmayacaktır, çünkü orada ev vs. hiçbir yerleşim yeri yoktur. İşte bu nedenledir ki, Rasûlullah orada Hacetü’l-Veda’da cuma namazı kılmamışlardır.


< Arafatın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA MÜZDELIFE BILGILERI



MÜZDELİFE VAKFESİNİN RÜKNÜ

1-Müzdelife sınırları içerisinde belirlenen zaman dilimin­de kısa bir süre bulunmak veya buradan geçmek rükündür.

  • Bir kimse bilerek veya bilmeyerek, uyanık veya uyuya­rak, ayık veya baygın, oturarak, yürüyerek veya vasıta içe­risinde, abdestli veya abdestsiz, cünüp, adetli ve loğusalı, niyetli veya niyetsiz olarak Müzdelife Vakfesini yapsa vacip yerine getirilmiş olur.

MÜZDELİFE VAKFESİNİN

GEÇERLİ OLMASININ ŞARTLARI (Dörtdür)

1. Hac İçin İhramlı Olmak

Diğer hac menasiki gibi Müzdelife vakfesi de ihramsız geçerli olmaz.

2. Arafat Vakfesini Yapmış Olmak

Arafat vakfesini yapmayan kimsenin haccı, dolayısıyla Müzdelife vakfesi geçerli olmaz.

3. Vakfeyi Müzdelife Sınırları İçinde Yapmak

  • Muhassır vadisi dışında Müzdelife’nin her yerinde vakfe yapılabilir. Peygamberimiz (s.a.s.), “Müzdelife’ nin her tarafı vakfe yeridir.”“(Ancak) Muhassir Vadisinden uzak durun” buyurmuş, Akabe cemresine atılacak taşları buradan toplatmıştır.

4. Vakfeyi Belirli Zaman İçinde Yapmak

Müzdelife vakfesinin zamanı, bayramın birinci günü fecr-i sadıktan güneşin doğmasına kadar olan süredir.

  • Mazereti olanların, Müzdelife’den geçerek Mina’ya veya Mekke’ye gitmeleri caizdir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.), eşlerini ve zayıf kimseleri geceden Mina’ya göndermiştir.

MÜZDELİFE VAKFESİNİN VACİPLERİ

Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre Arefe günü Müzdelife’de akşam ve yatsı namazlarını ister münferit is­ter cemaatle olsun, yatsı vakti içinde cem’-i te’hîr ile kılmak vâciptir.

  • Bu namazlar yatsı vaktinin çıkmasından endişe edil­medikçe Arafat’ta veya yolda kılınmaz; kılındığı takdirde, henüz yatsı vakti çıkmadan Müzdelife’ye ulaşılırsa, Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre yeniden kılınır.
  • Diğer müçtehitlere göre Müzdelife’ye ulaşmadan kılınması mek­ruh ise de kılındığı takdirde iadesi gerekmez.
  • Cem’-i takdîm ve cem’-i te’hîr ile kılınan namazlarda, iki farz arasında başka namaz kılınması mekruhtur. Bu se­beple akşamın sünneti ve yatsının ilk sünneti kılınmaz.
  • Yat­sının son sünnetiyle vitir kılınır. Cem-i te’hîr ile namaz, bir ezan ve bir kametle kılınır. Yatsı namazı için ayrıca ezan ve ikamet gerekmez.

Müzdelife vakfesinin  sünnetleri

(Beşdir)

1. Arefe gününü bayram gününe bağlayan geceyi burada geçirmek                                                               

2. Vakfeyi Kuzeh dağı üzerindeki Meş‘ar-i Harâm civarında yapmak                                                     

3. Sabah namazını erkence kılmak                                                                                                              

4. Sabah namazından sonra telbiye, tekbir, tehlîl, zikir, dua ve istiğfar ile vakfeyi ortalık aydınlanıncaya kadar sürdürmek  

5. Ortalık iyice aydınlandıktan sonra güneş doğmadan Mina’ya hareket etmek 

  • Sünnetlerin terk edilmesi ile bir ceza gerekmez, ancak sünneti terk eden kimse sünnet sevabından mahrum kalmış olur.
  • Şeytana atılacak taşlar Müzdelife’den toplanmalıdır.
  • Müzdelife’den hurma çekirdeği, nohut veya barbunya büyüklüğünde remy yapmak için 70 taşın toplanması müstehabdır. Başka yerlerden ve yoldan toplanması da câizdir.
  • Fakat Cemrelerin, (yani taşlama yapılan yerlerin) yanından alınmamalıdır. Nitekim hadîs-i şerifte geldiğine göre kimin haccı kabul olursa, onun attığı taşlar kaldırılmaktadır.
  •  Kimin haccı kabul olmuyorsa, onun attığı taşlar orada kalmaktadır. Lihâza orada bulunan taşlar (merduttur). Onlar alınmamalıdır. Eğer biri onlardan alarak atarsa, bu da câizdir, fakat tenzîhen mekruhtur.

MÜZDELİFE’DE NAMAZLARI CEM ETMENİN ŞARTLARI

(altıdır)

1. Hac ihramının olması. Hac ihramına girmemiş kimsenin cem yapması câiz değildir.

2. Arafat vakfesinin mukaddem olması. Eğer bir kimse önce Müzdelife’de durarak akşam ve yatsı namazlarını cem eder, sonra Arafat’a giderse, önce yapılan cem sahih olmayacaktır.

3. On Zilhicce gecesinin olması, on Zilhicce gecesi fecrin doğmasına kadar cem yapılabilir.

4. Müzdelife’de cem etmek eğer Müzdelife’den önce veya Müzdelife’den çıkılarak cem yapılırsa, câiz olmayacaktır.

5. Yatsı namazı vaktinin olması. Eğer Müzdelife’ye yatsı vaktinden önce varılırsa, yatsı vakti girmeden önce akşam namazı kılınmamalıdır.

6. Her iki namazı tertiple kılmak; eğer önce yatsı namazı kılınır, sonra akşam namazı kılınırsa, o zaman yatsı namazı tekrardan kılınmalıdır.


Arafat’ta öğle ile ikindiyi, Müzdelife’de akşamla yatsıyı cem etme

arasındaki farklılık nedenleri başlıca şunlardır: (Beşdir)

1. Müzdelife’de akşamla yatsı namazını cem etmek vâcibtir, Arafat’ta ise öğleyle ikindi namazlarını cem etmek sünnet veya müstehabdır.

2. Müzdelife’de cem yapmak için sultan veya onun naibinin bulunması şart değildir, Arafat’ta ise şarttır.

3. Müzdelife’de cemaat şart değildir, aksine burada namazlarda olduğu gibi sünnet-i müekkededir, Arafat’ta ise cemaat olmadan cem yapmak câiz değildir.

4. Müzdelife’de namazdan önce hutbe mesnun değildir, Arafat’ta ise mesnundur.

5. Müzdelife’de iki namaz cem edilirken sadece bir tek ikāmet getirilmektedir, Arafat’ta ise iki ikāmet getirilmektedir.


MÜZDELİFE VAKFESİNİ TERK ETMEK

Müzdelife vakfesini terk eden kimseye kurban vâcibtir, çünkü Müzdelife vakfesi vâcibat-ı hacdandır.


< Müzdelifenin daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA Şeytan Taşlama BILGILERI



Mina’da şeytanın taşlandığı “Cemerat”

1. “Cemre-i Suğrâ ” (Küçük Cemre): Mescid-i Hayf tarafındadır. Bu cemreye halk arasında “Küçük Şeytan” denir.

2. “Cemre-i Vustâ ” (Orta Cemre): Mekke cihetinde Kü­çük Cemreden sonra 150 m. mesafede yer alır. Bu cemreye halk arasında “Orta Şeytan” denir.

3. “Cemre-i Aka’be” (Büyük Cemre): Mina’nın Mekke istikametindeki sınırında yer alır. Bu cemreye halk arasında “Büyük Şeytan” denir.


a) Remy-i Cimar’ın Vakti, Hükmü ve Uygulanması

(Beşdir)

  • Cemrelere taş atmanın zamanı, kurban bayramı gün­leridir. Bu günlerin ilkine “Yevm-i Nahr” (Kurban Kesme Günü), kalan üç güne ise “Eyyam-ı Te şrik ” (Teşrik Günle­ri) denir. İlgisi nedeniyle bu günler, “Eyyam-ı Mina ” (Mina Günleri) olarak da anılır.

1) Bayramın Birinci Günü

  • Bayramın birinci günü, büyük şeytan denilen Aka’be Cemresi’ne yedi taş atılır. Bu taşların atılma zamanı; Hanefi ve Malikî mezheplerine göre fecr-i sadıktan itibaren baş­lar, ikinci gün, fecr-i sadığa kadar devam eder. Bu zaman diliminde taşlar atılmazsa dem gerekir.

2) Bayramın İkinci ve Üçüncü Günleri

  • Bayramın ikinci ve üçüncü günleri cemrelere taş atma zamanı, zevalden sonra başlar, fecr-i sadığa kadar devam eder. Peygamberimiz (s.a.s.) ikinci ve üçüncü günde cemre­lere taşı öğleden sonra atmıştır.

3) Bayramın Dördüncü Günü

  • Bayramın dördüncü günü Mina’da kalmayacak olan kimseler bugünün taşlarını atmakla yükümlü değillerdir.

4) Cemrelere Atılan Taşların Sayısı

  • Şeytan taşlamada; Birinci gün, Aka’be Cemre’sine 7, İkinci gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21, Üçüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21, Dördüncü gün, küçük, orta ve büyük cemrelere yedişerden 21 olmak üzere toplam 70 taş atılır.

5) Atılmayan Taşların Kazası

  • Taşlar, her gün için belirlenen zamanda atılmazsa erte­si günü veya en geç dördüncü gün güneş batımından önce atılmalıdır, aksi takdirde dem gerekir.
  • Sadece Ebû Hanîfe’ye göre her gün atılması gereken taşlar zamanında atılmazsa daha sonra kaza edilmez. Zama­nında atılmadığı için dem gerekir.

b) Şeytan Taşlamanın Geçerli Olmasının Şartları

(Sekizdir)

1. Atılan taşları, dikili sütunlara isabet ettirmek veya yakınlarına düşürmek.

  • Uzağa düşen taş geçerli olmaz.

2. Taşları, cemrelere el ile fırlatarak atmak.

  • Taşın atılması gereken yere el ile konması halinde atış geçerli olmaz.

3. Taşın, atılması gereken yere atanın fiili sonucun­da ulaşmış olması.

4. Taşların her birini ayrı ayrı atmak.

  • Taşların hep birden atılması halinde tek taş atılmış sayılır.

5. Meşru mazereti bulunmayan kimselerin, taşları bizzat kendilerinin atması.

  •  Bu kimselerin taşlarını başkalarına attırmaları geçerli olmaz.
  •  Hastalık, yaşlılık, kötürüm olmak, çok zayıf olup izdi­hamdan zarar görecek halde bulunmak ve benzeri durum­lar meşru mazerettir. Bu tür mazereti olan kimseler taşlarını vekaleten başkalarına attırabilirler.
  • Vekâletin câiz olabilmesi için, kişinin mutlaka bizzat taş atmaktan âciz olması gerekir.Vekil olanlar, önce kendi taşlarını, daha sonra vekili ol­duğu kimselerin taşlarını atarlar. 

6. Atılan şeyin, taş veya taş hükmünde olması.

  • Kurumuş çamur, tuğla, kiremit ve mermer parçası taş hükmündedir. Demir, tahta, plastik ve benzeri taş ve toprak cinsinden olmayan şeylerin atılmazı caiz değildir.

7. Taşların, belirlenen vakitler içinde atılması.

8. Atılması gereken taşların tamamını veya en az dördünü atmak

  • Cemreye taş atma görevinin yerine getirilmiş olabilmesi için en az dört taş atılması gerekir. Dört taştan sonra eksik bırakılan her taş için bir fitre miktarı sadaka verilir.

c) Şeytan Taşlamanın Sünnetleri

(On ikidir)

1. Tertibe uymak.

  • Önce küçük, sonra orta, daha sonra büyük cemreye taş atılır.
  • Tertibe uymak Şâfiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise vaciptir. Bu mezheplere göre tertibe uymayanların taşlarını yeniden atmaları gerekir. Atmadıkları takdirde dem gerekir.

2. Aka’be cemresine atılacak taşları Müzdelife’de toplamak.

  • Diğer cemrelere atılacak taşlar, cemarat dışında her hangi bir yerden toplanabilir.

3. Mina’ya varır varmaz ilk iş olarak cemreyi taşlamak.

4. Aka’be cemresine ilk taşı atmakla birlikte telbiyeye son vermek

5. Taşları atarken “Bismillahi Allahü Ekber. Rağmen lişşeydani ve hızbihi” duasını okumak

6. Yedi taşı peş peşe atmak

7. Küçük ve orta cemreleri taşladıktan sonra uygun bir yerde kıbleye yönelerek dua etmek.

  • Büyük cemreyi taşladıktan sonra, beklenilmez, dua yü­rürken yapılır.

8. Atılan taşların nohut tanesi büyüklüğünde olması.

9. Atılacak taşların temiz olması.

10. Taşları sağ elin işaret ve baş parmaklarının ucuyla tutup atmak.

11. Taşlama yaparken sağ eli, başın hizasını geçmeye­cek kadar kaldırmak.

12. Bayramın birinci günü Aka’be cemresine kuşluk vaktinde atmak;

  • Diğer günlerde cemreleri zeval vaktinden sonra taşla­mak gerekir. Öncesinde yapılan taşlama geçerli olmaz.

d) Şeytan Taşlamanın Mekruhları

(Yedidir)

1. Cemrelere nohut tanesinden büyük taş, terlik, şem­siye ve benzeri şeyler atmak.

2. Cemre mahallinden taş alıp atmak.

3. Belirlenenden fazla sayıda taş atmak.

4. Taşları cemrelere atmaksızın bırakmak.

5. Temiz olmayan taşları atmak.

6. Büyük taş parçalarını kırarak atmak.

7. Cemerat arasında tertibe uymamak.

  • Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre tertibe uymak vaciptir. Bu şarta uyulmadığı takdirde yeniden atılması gerekir. Atılmazsa dem gerekir.

< Şeytan Taşlamanın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA KURBAN BILGILERI



HACDA KURBAN KESMEMENİN CEZASI

Ebû Hanîfe’ye göre, bu tetibe uyulması vacip olduğundan terk edilmesi halinde dem gerekir.


HEDY

Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen kurbanlara “hedy” denir. Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak maksadıy­la harem bölgesine veya Kâ’be’ye hediye edildikleri için bu kurbanlara “hedy” adı verilmiştir.

a) Hedy Kurbanı İle Yükümlü Olanlar

  • Temettu ve kıran haccı yapanlar ile ihram yasaklarına veya hacla ilgili bazı kurallara aykırı davrananlar “hedy” kurbanı kesmekle yükümlüdürler. İfrad haccı ve umre ya­panlar, bir ihram yasağını yahut hac veya umrenin vaciple­rinden birini terk etmedikleri takdirde “hedy” kurbanı kes­mekle yükümlü değildirler. Ancak isterlerse Allah rızası için nafile hedy kesebilirler.

b) Hedyin Çeşitleri

Hedy, vacip ve nafile olmak üzere iki kısımdır.


Udhiyye      

  • Kurban bayramı günlerinde kesilen, hac ve umre ile il­gili olmayan kurbanlara ise “udhiyye” denir.

aa) Vacip Olan Hedy (Beşdir)

Vacip olan hedy kurbanı beş çeşittir.

1. Temettu ve Kıran Hedyi

  • Temettu ve kıran haccı yapan kimselerin kesmekle yü­kümlü olduğu kurbandır.

2. Ceza Hedyi

  • “Cezâ hedyi”; hac ve umrenin vâciplerinden birinin terki veya bazı ihram yasaklarına uyulmasası sebebiyle ke­silmesi vacip olan kurbana denir.

3. İhsâr Hedyi

  • Hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra bazı sebeplerle Arafat vakfesi, ziyaret tavafı veya umre tavafı yapma imkânı elde edemeyen kimsenin kesmesi vacip olan kurbandır.

4. Fevât Hedyi

  • Hac ihramına giren kimsenin, Arafat vakfesini yapama­dığı için haccı kaçırması sebebiyle kesmesi vacip olan kur­bandır. Bu hac kaza edilirken dem gerekmez.
  • Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre hac yapmak üzere ihrama giren kimse, Arafat vakfesini yapamazsa, umre yaparak ihramdan çıkar. Bu hac; ister farz, ister vacip, ister nafile olsun, ertesi sene kaza edilir. Kaza edilirken bir de fevat kurbanı kesilir.

5. Adak Hedyi

  • Harem bölgesinde kesilmek üzere adanan kurbandır.

bb) Nafile Hedy

  • Hac veya umre maksadıyla Mekke’ye giden kimsenin, yükümlü olmadığı halde Allah rızası için kestiği kurbandır.
  • Peygamberimiz (s.a.s.) veda haccında nafile olarak yüz deve kurban etmiştir. Hz. Ali, “Peygamber (s.a.s.) yüz deve kurban etti. Etlerini dağıtma­mı emretti, ben de dağıttım” demiştir. 

1. Hedyin Kesim Yeri

  • Vacip veya nafile bütün hedy kurbanlarının Harem bölgesinde kesilmesi vaciptir. Harem dışında kesilen hedy kurbanları geçerli olmaz. Bu kurbanların Minâ’da kesilmesi daha fazîletlidir. “Mina’nın her yerinde kurban kesilebilir.”
  • Muhsar kimse de kurbanını Harem bölgesinde kestirir.
  • Şafiî mezhebine göre ise ihsar hedyi, mahsur kalınan yerde de kesilebilir.

2. Hedyin Kesim Zamanı

1. Adak hedy ile nafile hedyin kesim zamanı, Kur­ban bayramının birinci günü güneşin doğmasından sonra bayram namazının akabinde başlar ve bayramın dördüncü günü güneşin batışına kadar devam eder. Bu süre içinde gece ve gündüz kesilebilir.

  • Zamanında kesilmeyen adak hedyinin kaza edilmesi vaciptir.
  • Zamanında kesilmeyen nafile hedy kaza edilmez.

2. Ceza hedyinin kesim zamanı; ihlalin gerçekleşme­siyle başlar.

3. Fevât Hedyi, haccın kaza edildiği zamanda kesilir.

4. Temettu ve Kıran Hedyinin zamanı; 

  • Ebû Hanîfe’ye göre ise bu hedyin kesim zamanı, kur­ban bayramının ilk günü fecr-i sadıktan itibaren başlar. Bu kurbanın kayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar ke­silmesi vâciptir. 
  • Bu süre içerisinde kesilmemesi durumun­da biri kazâ, biri de ceza olarak iki kurban kesmek gerekir.

e) Hedy Kurbanlarının Etleri

  • Temettu ve kırân hedyleri ile nâfile olarak kesilen hedylerin etlerinden kesen dahil zengin ve fakir herkes yiyebilir.
  • Ceza hedyi ile adak fevât ve ihsâr hedylerinin etlerin­den, kurbanları kesenler ile bakmakla yükümlü oldukları kimseler ve zenginler yiyemezler.
  • Şafiî mezhebine göre temettu ve kıran haccı yapanların kes­tikleri hedyler, “şükür hedy”i olmayıp “ceza hedy”i olduğundan bu kurbanların etlerinden kurbanları kesenler ile bakmakla yü­kümlü oldukları kimseler ve zenginler yiyemezler.
  • Bu etlerin; sadece Harem bölgesi fakirlerine verilmesi şart değildir, Harem dışındaki yoksullara da gönderilebilir.

f) Kurban Yerine Oruç

  • Temettu veya kıran hedyi kesmesi vacip olan ancak kurbanlık hayvan bulamayan veya bulup da satın alacak im­kanı olmayan kimselerin, üç gün hac esnasında, yedi gün de hacdan sonra olmak üzere toplam 10 gün oruç tutmaları gerekir.
  • Konuyla ilgili ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:
  • “Kim umre yapıp (ihramdan çıkarak) hacca kadar (ihramlıya yasak olan şeylerden) yararlanırsa, kolayına gelen kurbanı kesmesi gerekir. (Kurban alma imkanı) bulama­yan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüzde (memle­ketinizde) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir.”
  • İlk üç günlük orucun, hac ayları içinde, ihrama girdik­ten sonra ve kurban bayramından önce tutulması gerekir.
  • Bu üç günlük orucun peş peşe tutulması daha faziletli ise de şart değildir.
  • Yaşlılar ile tedavisi imkansız hastalığı olanların, oruç yerine fidye vermeleri caiz olmaz. Bu durumdaki kimse­ler, kurban kesmeden ve oruç tutmadan ihramdan çıkabi­lirler.
  • Ancak -yapılan hac çeşidine görebiri “kıran” veya “temettu”, diğeri de kurban kesmeden ihramdan çıkmaları sebebiyle zimmetinde iki kurban borcu kalır. Daha sonra imkan bulduklarında bu kurbanları kestirirler.
  • Hacdan sonra tutulması gereken yedi günlük orucun Mekke’den ayrılmadan tutulması mümkün ise de döndük­ten sonra memlekette tutulması daha fazîletlidir.
  • Hacdan sonra tutulması gereken yedi günlük orucun peş peşe tutul­ması efdal olmakla birlikte şart değildir.

KOYUN KESMENİN FAZİLETİ

Koyun kesmek, sığır veya devenin yedide birine ortak olmaktan daha fazîletlidir. Hac ve umre ile ilgili olarak kesilen koyun ve keçiye “dem”, sığır ve deveye “bedene” denir.


< Kurban kesmenin daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


KISACA SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK BILGILERI



SAÇLARI TIRAŞ ETMEK VEYA KISALTMAK

  • Haccın aslî vaciplerinden biri de, temettu veya kıran haccı yapanların bayramın birinci günü Mina’da Aka’be cemresini taşlayıp kurban kestikten sonra saçlarını tıraş etmeleri veya kısaltmalarıdır. İfrat haccı yapanlar kurban kesmekle yükümlü olmadıkları için Akabe cemresini taşla­dıktan sonra tıraş olabilirler.

a) Tıraş Olmanın Zamanı

  • Hacda saçları tıraş etme veya kısaltmanın zamanı, bay­ramın ilk günü fecr-i sâdıktan sonra başlar.
  • Ebû Hanîfe’ye göre, bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar tıraş olmak veya saçları kısaltmak vâciptir. Geciktirilmesi durumunda dem gerekir.

b) Saçları Tıraş Etmenin veya Kısaltmanın Yeri

  • Ebû Hanîfe ve İmam Muhammed’e göre, ister hac, is­ter umre için olsun, saçları tıraş etmenin veya kısaltmanın yeri Harem bölgesidir. Harem bölgesi dışında yapılan tıraş geçerli ise de vâcip terk edildiği için dem gerekir.

c) Tıraş Edilecek veya Kısaltılacak Saçın Miktarı

Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılmasında vâcip olan miktar, başın en az dörtte biridir. Başın sadece dörtte birin­de veya daha az kısmında saç varsa, hepsinin tıraş edilmesi veya kısaltılması gerekir.

  • Saçların tamamının tıraş edilmesi veya kısaltılması ise sünnettir.
  • İhramdan çıkmak için başın saçlarını kesmek gereklidir. Bunun üç derecesi vardır.
  • Birinci derece halaktır, yani saçları usturayla kökünden kazıtmaktır. Bu en efdal olanıdır.
  • İkinci derece şudur ki, başın tamamındaki saçları makas veya makineyle kestirmek. Bunun fazîleti başın tamamını usturayla kazıtmaya denk değildir.
  • Üçüncü derece de şudur ki, en az başın dörtte biri üzerindeki saçlar bir parmak boğumu(yaklasik 2,5 cm) aldırılmalıdır.

d) Tıraş İle Diğer Menâsik Arasında Tertip

  • Ebû Hanîfe’ye göre, bunların ilk üçünde Hz. Peygamber’in takip ettiği sıraya uymak vâciptir. Aksi halde dem ge­rekir. Ancak, ifrad haccı yapanların nâfile olarak kurban kes­meleri durumunda tertibe uymaları vâcip değil, sünnettir.

e) İhramdan Çıkma (Tahallül)                                                                                              

  • Saçların tıraş edilmesi veya kısaltılması ile ihramdan çı­kılmış olur. İhramdan çıkınca, elbise giyme, koku sürünme, saç, sakal, bıyık ve tırnak kesme gibi ihram yasakları sona erer. Buna “tehallül” denir. Hacda biri cinsel ilişki dışındaki yasakların, diğeri ise, cinsel ilişki yasağının kalkması olmak üzere iki çeşit “tehallül” vardır.

< Saçları Tıraş Etmenin veya Kısaltmanın daha detaylı bilgileri icin tıklayın >


1. İlk Tahallül: 

Cinsel ilişki dışındaki ihram yasakları bayramın birin­ci günü tıraş olmakla sona erer.


2. İkinci Tehallül:

Cinsel ilişki dahil olmak üzere ihram yasaklarının ta­mamıyla ortadan kalkması demektir. İkinci tehallül, ziyaret tavafının da yapılmasıyla gerçekleşir.

  • Tıraş olmayı tavaftan sonraya bırakmış olan kişi, ta­vaftan sonra tıraş olunca, birinci ve ikinci tehallülü birlikte gerçekleştirmiş olur.

Haccın detaylı adabı ve Faziletleri icin tıklayın


1 Antwort

Trackbacks & Pingbacks

Dein Kommentar

An Diskussion beteiligen?
Hinterlasse uns Deinen Kommentar!

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.