CEBEL-İ EBÛ KUBEYS

Kâbe’nin yaklaşık 100 m. doğusunda, Safâ tepesinin üzerinde 420 m. yükseklikte şerefli bir dağdır. Bugün üzerinde otel bulunan mahaldir. Ebû Kubeys Dağı İslamiyet öncesinde de halkın mukaddes yerlerdendi. Mekke’nin âbid ve zâhidleri buraya çıkarak itikâfa çekilirdi. Rasülüllah Efendimiz Tâif’ten üzgün bir şekilde Mekke’ye dönerken kendisine gelen melek Ebû Kubeys ile Kuaykıân  dağlarını göstererek “Eğer bu iki dağı Mekke’lilerin üzerine birleştirmemi istersen yapayım” deyince Efendimiz; “Hayır; ben Allah’ın bu müşriklerin soyundan yalnız O’na kulluk eden ve kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkarmasını isterim” buyurmuştur. 


Ebû Kubeys adının verilmesi:

a)Hz. Âdem’in ilk ateş parçasını (kabes) bu dağdan aldığı için,                                                               

b) Hacerülesved’in buradan alındığı için,                                                                                               

c) İyâd veya Mezhic kabilesinden biri burada bir bina yapma teşebbüsünde bulunduğu için.  

Tarihte birçok hadiseler cereyan etmiştir:

a)Nuh Tufanı’ndan Hz. İbrahim (a.s.) zamanına kadar Hacer-i Esved bu dağın zirvesinde muhafaza edilmiştir.                                                                                                                                    

b) Kamer suresinde zikredilen Şakul Kamer (ayın ikiye yarılması) mucizesi bu dağın üzerinde tahakkuk etmiştir. Bunun hatırasına Mescid-i İnşikâku’l-kamer adı verilen bir mescid yapılmıştır. Mescid-i Haram’ın en son genişletilmesi sırasında bu mescid ortadan kaldırılmıştır.                                                                                                                                    

c) En meşhur kavle göre Hz. İbrahim Allah’ın, “insanlar arasında haccı ilan et”  emri üzerine bu dağın zirvesinden insanları hacca davet etmiştir.                                                      

d) Âdem (a.s.) vefat edince buraya defnedilmiştir.                                                                      

e)Peygamber Efendimiz (s.a.v.) burada namaz kılmış, namaz kıldığı arsaya mescid bina edilmişti.                                                                                                                                         

f)Hz. Bilal-i Habeşi Mekke’nin fethinde burada ezan okumuştur.                                             

Ebû Kubeys dağının üzerinde 1980’li yıllara kadar varlığını sürdüren, Hz. İbrahim’in haccı buradan ilan etmesinin ve Hz. Peygamber’in namaz kılmasının hatırası için yaptırılan “İbrahim Mescidi” vardı. Bu mescidi Mekkeliler Bilal-i Habeşi Mescidi adıyla da anarlardı. Daha sonra Ebû Kubeys’in tamamı istimlâk edilerek üstüna saraylar, altına da Harem-i Şerif’i Aziziye ve Mina’ya bağlayan tüneller inşa edildi


Şakul Kamer (ayın ikiye yarılması) mucizesi 

nşikak-ı Kamer; ayın ikiye bölünmesi, peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mucizelerinden biridir. Kur’an-ı Kerîm ve hadîs-i şerifle sabittir. Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiğine göre hâdiseye bizzat şahit olan Abdullah b. Mes’ud şöyle nakleder:

“Ay, Hz. Peygamber’in zamanında iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın bir tarafında, diğer parçası dağın diğer tarafında idi. Hz. Peygamber bize şahit olunuz.” dedi. (Buhârî, Tefsir, Sûretu’l-Kamer, 1; Müslim, Kıyame, 44). “Kıyamet saat(i) yaklaştı, ay yarıldı. Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür” derler. ” (Kamer Suresi 12. Ayet).                                              

Sahabenin ileri gelenlerinden Hz. Ali, İbn Mes’ûd, İbn Abbâs, Huzeyfe, Enes, Cübeyr İbn Mut’im, İbn Ömer gibi zatların bildirdiğine göre; Peygamberimiz (s.a.v.) müşriklerin istekleri üzerine Mina’da ay yarılma mucizesi göstermiş ve bu vakayı görenlere “şahit olunuz” deyip onları tanık tutmuştur. Hâdisenin meydana gelişi ayet ve sahih hadisle sabit olup inkârı mümkün değildir.                                                                                                          

Ebu Nuaym el-İsfahanî’nin İbn Abbâs ve İbn Mes’ud’tan bildirdiklerine göre olay şöyle meydana gelmiştir: Müşriklerden Velid b. Muğîre, Ebu Cehl, Âs b. Hişam, Esved b. Abd-i Yağus, Esved b. Muttalib, Zem’a b. Esved, Nadr b. Hâris ve daha bir çokları toplanarak Peygamberimiz’e, “Eğer, sen gerçekten peygambersen, bize yarısı Ebu Kubeys dağı, yarısı da Kuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere, Ay’ı ikiye ayır.” dediler. Peygamberimiz onlara; “Eğer, bunu yaparsam, iman eder misiniz?” dedi. “Evet iman ederiz” dediler. Ay’ın, bedir olduğu, iyice göründüğü ondördüncü gecesiydi. Peygamberimiz, müşriklerin istedikleri şeyin olmasını Yüce Allah’tan diledi. Allah da, o gece ayın yarısını Ebu Kubeys dağı, yarısını da, Kuaykıan dağı üzerinde doğdurunca, Peygamberimiz: “Ey Ebu Seleme b. Abdu’l-Esed Erkam b. Ebi’l-Erkam! Şahit olunuz! Şahit olunuz!” diyerek seslendi. İbn Mes’ud’a göre, Kureyş müşrikleri bu mucizeyi görünce (peygamberimizi kastederek) “Bu da Ebu Kebşe’nin oğlunun bir sihridir.” dediler. İçlerinden Ebu Cehil ise “Gelecek yolcularınızı gözetin. Muhammed, sizi büyülemeğe güç yetirse bile bütün halkı, bütün yeryüzünü de büyüleyebilecek değil ya! Onlara bir sorun bakalım. Onlar da sizin gördüğünüz şeyi görmüşler mi?” dedi. Gelenlerden sordular. Müşrikler bu mucizeyi inanmak için değil, İslâm davasına engel olabilecek bir şey gözüyle baktıkları için, hâdiseyi gördükleri halde inanmadılar, “Süregelen bir büyüdür” dediler.

Ebu Kubeys Dağı İbrahim Mescid veya Mescidi Bilal

0 Kommentare

Dein Kommentar

An Diskussion beteiligen?
Hinterlasse uns Deinen Kommentar!

Schreibe einen Kommentar