MEDİNE İSTASYONU


1900 yılında yapımına başlanan ve 1908’de Medine’ye ulaşan Hicaz Demiryolu ile Medine-İstanbul arasında bağlantı kurulmuştur. I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesinin ardından Hicaz Demiryolu âtıl hale gelmiştir.

Bugün yeniden canlandırılmaya çalışılan Hicaz Demiryolunun son durağı olan Medine’deki istasyon binasıyla yanındaki Osmanlı tarzı cami hâlâ ayaktadır.

Sultan Abdülhamit’in rüyası olan Hicaz Demiryolu’nun yapımına 20. yüzyılda başlandı.

Hac yolculuğu kısalmış ve daha konforlu hale gelmişti

Tüm engellemelere rağmen yaklaşık 6 bin kilometrelik raylar Müslüman toplumların da maddi katkısıyla birkaç yılda döşendi. İstanbul’dan başlayan ve yaklaşık 2 ay süren zorlu Hac yolculuğu hem 3-4 güne düştü hem de daha konforlu hale geldi.

Raylar Mekke’ye uzanacaktı ancak ilk etap yani Medine’ye kadar olan kısım tamamlanabildi.

Sultan Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle proje önce kesintiye uğradı. Ardından da Osmanlı’nın bölgeden çekilmesiyle raylar sökülerek İstanbul ile kurulan bağlar kesildi. Bu nedenle İstanbul – Medine tren seferleri sadece birkaç yıl yapılabildi.

Rahatsızlık vermemek için raylara keçe döşendi

Demiryolunda her şey düşünülmüş, en ince ayrıntısına kadar hesap edilmişti. Medine Tren İstasyonu’na birkaç kilometre kala lokomotifin gürültüsüyle Hazreti Muhammed’in ruhaniyeti rahatsız olmasın diye raylara keçe döşenmişti. Aynı zamanda istasyona inen yolcuların da namaz kılması ve dinlenmesi düşünülerek istasyonun hemen yanı başında cennetmekan Sultan Abdulhamit Han’ın adını taşıyan Hamidiye Camii yaptırılmıştı. Kesme taştan yapılan Hamidiye Camii, her şeyiyle Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden birini temsil ediyor.

Hicaz Demiryolu hizmete açıldıktan sonra Şam-Medine arasında karşılıklı seferler yapılmaya başlanır. Yalnız Hac dönemine mahsus olmak kaydı ile gidiş-geliş için tek bilet alınır. Daha önce Şam ve Medine arası 40 gün iken Hicaz Demiryolu’nun inşaası ile bu mesafe 3 güne iner. 1918 senesinde ise demiryolu hattı 1900 kilometreye ulaşır.

Hicaz Demiryolu, 1. Dünya Savaşı’na kadar oldukça fonksiyonel bir şekilde İslam dünyasına hizmet verir. Şam’dan Amman’a her gün, yine Şam’dan Medine’ye ise haftanın 3 günü seferler yapılır. Pazartesi, Çarşamba ve Cumartesi sabah Şam’dan kalkan trenler, 4. gün öğleden sonra Medine’ye varır. Haftada 1 gün Şam ve Hayfa’dan hareket eden yemekli ve yataklı ekspres seferin treni ise 48 saatte Medine’de olur. Yılda 16 bin Hacı, bu demiryolunu kullanarak 72 saat süren Şam-Medine yolculuğunu 2 liraya gerçekleştirir.

İngiliz Yazar R. Tourret “Hicaz Demiryolu” adlı kitabında; “Dünyada belki de borçsuz, faiz ödemesi olmayan ve tamamlandığında kara geçmiş tek demiryolu Hicaz Demiryolu…”dur diyerek hayretlerini gizleyemez.

Mukaddes topraklara gitmek isteyen Müslümanların aylar süren Hac yolculuğu dikkate alındığında bu proje, ayrı bir önem taşımaktadır. Zira, Hac için Şam’dan çıkan bir yolcu, yaklaşık 40 günde Medine-i Münevvere’ye, 50 günde de Mekke-i Mükerreme’ye ancak varabilmektedir. Tabii bu yorucu ve uzun yolculuğu; bulaşıcı hastalık riski, kum fırtınaları, susuzluk ve bedevi saldırıları ile seyahat için harcanan paralar da iyice güçleştirmektedir. İşte Hicaz Demiryolu bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak, Hac yolculuğunu gidişli-dönüşlü 8 güne indirecek, masrafları azalacaktır. Yani, Hicaz Demiryolu birnevi Süveyş Kanalı görevini yürütecektir. Cidde’de kurulacak bir hat ile deniz yoluyla dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Hacı adaylarının Mekke ve Medine’ye taşınmaları daha kolay olacaktır.

1. Dünya Savaşı’ndan ardından patlak veren Hicaz isyanı ile, Mekke-Cidde ve Medine-Mekke hatları bitirilemeyerek yarım kalır. Arap Yarımadası’nda meydana gelen karışıklık ve isyanlardan sonra Osmanlı’nın aldığı bütün tedbirler, hattın güvenliği için yeterli olmaz. Ve Hicaz Demiryolu sivil ulaşıma, sonra da Hac seferlerine kapatılır. Artık 26 Mart 1918 tarihinde posta treninden sonra Medine’ye başka bir tren gelmez. Ekim 1918’de Medine dışındaki bütün Arap toprakları düşmanların eline geçer. Mondros Mütarekesi’nin ardından da Osmanlı Devleti’nin Hicaz Demiryolu ve Arabistan toprakları ile irtibatı kesilir.

Bir zamanlar yolculara hizmet veren istasyon şimdi müze

Hamidiye Camii, günümüze kadar kullanılsa da istasyon uzunca bir süre bakımsız şekilde atıl kaldı. Ancak Türkiye’nin de girişimleriyle 2000’li yılların başında müzeye dönüştürüldü.

Müzede el yazması Kur’an-ı Kerimler, Medine tarihini yansıtan eserler ve Hazreti Muhammed’in döneminden kalma objeler yer alıyor.

Müzede sergilenen eserler arasında, sahabe içinde en iyi ok atan Sa’d bin Ebi Vakkas’ın yayı da var.